Öyle böyle değil.
YaÅŸar Nuri Öztürk Mehmet Åževket Eygi’ye öyle bir saydırmış ki.
Okurken inanamayacaksınız.
İki din adamı fena kapıştı.
“Gerçek İslam Kur’an’da” diyen Öztürk ile Mehmet Åževket Eygi’nin tartışması mahalle kavgasına dönüştü.
YaÅŸar Nuri Öztürk Hurafe soytarısına açık mektup (1) baÅŸlıklı Hürriyet’teki köşesinde aÄŸzına geleni saydı.
Hürafe soytarısı, hayvanlıktan aÅŸağı, haysiyetsiz yobaz, kara yürekli ebleh, ÅŸintoist, eçhel yobaz, örtülü ÅŸirk hamalı Eygi’ye saydırdıklarından bazıları..
(…)Sen! DiÅŸleri dökülmüş, gözlerinin nuru uçmuÅŸ, fesat ve gıybet yaratığı hurafe soytarısı!Sen; bir zamanlar ‘YeÅŸil KuÅŸak İslamı’ adındaki ABD yapımı sömürü dinine ve emperyalizme uÅŸaklık ediyordun, ÅŸimdilerde ise itibar göremediÄŸin bir cemaate öfken yüzünden ABD ve dinler arası diyalog düşmanı kesildin.
 Ona buna ‘din baronu’ diye saldırıyorsun.
Uzun zamandan beri sakladığın paslı diÅŸlerini yeniden çıkararak, ‘ikiyüzlü varakpâre’de iki kez de bana saldırmışsın. (…) Benim ‘Kur’an’daki İslam’ adlı kitabımı, söz ve söylemimi sünneti dışlamak olarak anlamak tam bir ahmaklık, bunu halka bu ÅŸekilde propaganda etmekse tam bir namussuzluktur. Kur’an, “Peygamber’e uyun!” demiyor mu? Defalarca diyor.
O halde, Kur’an’daki İslam, Peygamber’e uymayı otomatik olarak içermektedir.
 Haysiyetsiz yobaz! Bir adam, hem Kur’ancı hem de Kur’an’ın tebliÄŸcisi olan Hz.
Peygamber’i dışlayıcı nasıl olur? Senin ruhun, idrakin, vicdanın, insanlığın, insafın yok mu? Senin hiç deÄŸilse hayvanlığın da mı yok? (…) Hayatımda bir gayrımüslim okulun önünden bile geçmedim.
Baba ocağında, aynı zamanda hocam olan babamdan ana dilimden önce Kur’an dilini, Türk alfabesinden önce Kur’an alfabesini öğrendim.
Türkiye’de ve Batı mekteplerinde 30 yıl Arap Dili ve Edebiyatı, Kur’an ilimleri okuttum. Bütün bunlardan sonra, her ÅŸeyi bir kenara koyup da senin gibi hurafeci, örtülü ÅŸirk hamallarından din mi öğreneceÄŸim? (…) Ama senin gibi kara cahil bir hurafe soytarısı bu incelikleri ya hiç anlamıyor yahut da anladığı halde iblisane bir siyasetle anlamazlıktan geliyor.
Kalem elinde, aklına geleni yazıyorsun.
Sömürdüğün tek şey, bu konuları gereğince bilmeyen halkın duygularıdır.
 Buna tenezzül edecek kadar düşük bir adamsın sen.
Tıpkı bütün hurafeci, echel yandaÅŸların gibi… (…) Senin gibi kıskançlık marazına yakalanmış nankörler itiraf etmese de, kırk yılı aÅŸkın zamanım, şükürler olsun, İslam’a, insana, ilme, irfana hizmetle geçti. ’KANCIK EDALI’ ÜSLUP AÅŸağı yukarı aynı yaÅŸlardayız.
Bu süre içinde sen ne yaptın, söyler misin? Daha bir eleştiri yazısını, muhatabının adını açıkça zikrederek yazacak mertliğe ulaşamamışsın.
Kancık bir eda ile kıvırıp duruyorsun. (…) Sen Åžintoist misin? Ecdada, ulemaya mı tapıyorsun sen?Ben Kur’an müminiyim.
Ulemayı hem başımın üstünde tutacak kadar sever, sayarım; hem eleştiririm.
Ulema bundan asla rahatsız olmaz.
Sen kimsin de ulema adına ahkâm kesiyorsun! Senin gibi kara yürekli eblehlerin, ‘tekfir’ edecek kadar saldırdıkları İmamı Âzam’ın, sahabîleri bile eleÅŸtirdiÄŸini bilmez misin? Nitekim İmamı Âzam, bu tavrı yüzünden senin gibi echel yobazların ağır hücumlarına uÄŸramıştır.