MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Başbakan Erdoğan’a seslenerek,”darbelere ve demokrasiye müdahalelere gerçekten karşı ise henüz eyleme geçmemiş planlardan önce 28 Şubat denilen sürecin sorumlularından hesap sor” dedi.
Bahçeli Meclis grup toplantısında yaşanan son gelişmeleri değerlendirdiği konuşmasında, Vatandaşların gelişmeleri korku, kaygı ve ümitsizlikle izlerken Başbakan’ın süreci ‘normalleşme’ olarak adlandırdığını ifade ederek, “Bu [...]
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Başbakan Erdoğan’a seslenerek,”darbelere ve demokrasiye müdahalelere gerçekten karşı ise henüz eyleme geçmemiş planlardan önce 28 Şubat denilen sürecin sorumlularından hesap sor” dedi.
Bahçeli Meclis grup toplantısında yaşanan son gelişmeleri değerlendirdiği konuşmasında, Vatandaşların gelişmeleri korku, kaygı ve ümitsizlikle izlerken Başbakan’ın süreci ‘normalleşme’ olarak adlandırdığını ifade ederek, “Bu nasıl bir siyaset algısı ve terbiyesidir ki krizlerin normalleşme, buhranların demokratikleşme, bunalımların özgürleşme, yoksulluğun rahatlama, yıkımın açılım, çözülmenin kucaklaşma olarak çarpıtıldığı bir garabet zinciri topluma dayatılmaya çalışılmaktadır” dedi.
28 Şubat 1997 tarihinde gerçekleşen siyasete müdahale süreci sonrasında talihsiz gelişmelerin olduğunu ve sürecin Türkiye’nin siyasi dengelerini bozan siyaset dışı zorlamaları ortaya çıkardığını savunan Bahçeli, “Yaşanan sürecin derin fay kırıkları incelendiğinde; AKP ara rejimin arayışlarının ürünüdür, suni bir imalattır. Varlığı ve devamı kendini var eden ortamın sürmesine ve yapay gerilimler üretmesine bağlıdır. Zorlama süreçlerin eseri olarak, varlık nedenlerinin ve veli nimetlerinin farkında olan iş başındaki siyaset tüccarlarının, kaybettikleri meşruiyeti dışarıda; siyasi kimliklerini ise Türk siyasi tarihinin geride kalan sayfalarında aradıkları öteden beri bilinmektedir. Kendi köklerini inkar üzerine şekillenmiş bu ‘reddi miras’ anlayışı ile marazi mevcudiyetlerine sığınma kapıları bulmaya çalışanlar, merhum Başbakan Menderes ve merhum Cumhurbaşkanı Özal çizgisi ile rabıta kurma arayışına girmişlerdir. Bugün medya kanallarında AKP ile Demokrat Parti ve Anavatan Partisi arasında kurulmaya çalışılan aldatıcı bağın, demokrasi havariliğinin ve mağduriyet edebiyatının nedeni de burada aranmalıdır. Bu iktidarla, 28 Şubat’ın sona erdiğini söyleyenler, kendi varlıklarını tekzip etmiş oluyorlar. İktidar olsa da rejim kalıntısıdır. Bundan önceki ihtilal ve ara rejimlerde ortaya çıkmış diğer partilerin ulaştığı kaçınılmaz son AKP’yi de beklemektedir.
Ayrı partilerde siyaset yapıyor olabiliriz ama Allah ömürler versin bu müdahalelere doğrudan maruz kalan Sayın Necmettin Erbakan ve arkadaşları çok şükür ki hayattadır. Kurucusu olduğu parti ve kadroları siyasetlerini samimiyetle sürdürmektedir. Eğer, bir mağdur aranacak ise adres onlardır. AKP ise olsa olsa müdahale sürecinin kazançlı çıkan baş aktördür. Darbelere ve demokrasiye müdahalelere gerçekten karşı ise Başbakan Erdoğan’a çağrımız, henüz eyleme geçememiş planlardan önce bizzat yaşanmış ve aktörleri belli olan 28 Şubat denilen sürecin sorumlularından hesap sormaya başlamasıdır. Gerçek samimiyet sınavı böyle belli olacaktır.
Geçen hafta yaşanan tahkikatlar sonucunda bazı üst düzey emekli askerlerin tutuksuz yargılanmalarına ilişkin olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının yaptığı açıklamanın güven sarsıcı olduğunu belirten Bahçeli, “Bu açıklamanın, TSK komuta kademesinin aralarında yaptığı toplantının akabinde yapılmış olması dikkat çekicidir. Biz yargının işine karışıp tutuksuz yargılananların mağduriyetine neden olacak bir girişim başlatmak niyetinde elbette değiliz. Ancak bugüne kadar ısrarla saygı duyduğumuzu söylediğimiz yargının da bu saygınlığını zedeleyecek telkin ve söylentilerden uzak durması gerektiğini açıklamak istiyorum.
Zira bugüne kadar benzer suçlar kapsamında açılan soruşturmalarda hukuki ve insani teamüllere rağmen sanıkları tutuklu yargılayan makamlardaki bu ani uygulama değişikliği bazı güçlerin siyasete, siyasetin de adalete müdahale ettiği yönünde ciddi kuşkular uyandırmıştır. Tarafsız yargı arayanlarla ve bağımsız yargı peşinde olanların açtığı yeni bir kutuplaşma ve tartışma alanında dileriz ki bir yandan günlerdir meydan okuyan diğer taraftan karanlıkta ıslık çalan AKP hükümeti dayatmalara teslim olmuş olmasın. ‘Türkiye’de hava puslanmayacak’ diyen Başbakan Erdoğan, umarız ki 28 Şubat sürecinin ardından puslu havadan doğmuş olan siyasetini, yine böyle bir sürece teslim olarak sona erdirmesin” dedi.
Bahçeli, Anayasa değişiklikleri konusunda TBMM’de temsil edilen siyasi partilerden oluşan bir Anayasa Değişikliği Uzlaşma Komisyonu oluşturulması ve değişikliklerin 24’ncü dönem TBMM’sinin iradesine bırakılmasına dair görüşlerini tekrarlarken, “TBMM’de ki siyasi partilerden anayasa değişikliği uzlaşma komisyonu oluşturulmalıdır. Mutabakat kalınacak değişikliklerle ilgili olarak demokratik sözleşme yapılmalıdır” diyerek bu önerileri dışındaki görüş ve teklifleri dikkate almayacaklarını bildirdi.
Bahçeli, “AKP hükümetleri aziz milletimizi, peşine takacakları bütün vaatleri geride kalan yıllarda harcamıştır. Dokunulmazlıklar için hiç birşey yapmamıştır.
Anayasa değişikliği için oynayacağı kozdan başka saklanacak paravan kalmamıştır. Ne varki anayasa değişikliği teşebbüsü, Başbakan’ı da partisini de bekleyen sondan kurtaramayacaktır. Başbakan ucuz hesapların nafile oyunları içindir. Bu istismar stratejisinin ana başlıkları artık belli olmuştur. Başbakan devam eden hukuki süreçleri kullanarak bir yandan mağdur rolünü tekrarlayıp, ardından sözde darbe karşıtı söylemleri gerçekleştiriyor.
Bu tarihi hesap gününden kurtulma hesabıyla, soygunu vurgunu meşrulaştıracak, sipariş bir Anayasa’nın peşindedir.
Aralarında yakınlaşma görülen AKP ile BDP’nin iş birliği yaparak, anayasa değişikliklerini referanduma götürmelerinin önü açıktır, tercih, sorumluluk ve vebal kendilerinin olacaktır” diye konuştu.
Bahçeli grupta yaptığı konuşmasında dış politikadaki gelişmeleri de değerlendirirken, Ermenistan ile imzalanan protokollerden söz ederek, “Bir devlet ciddiyetinden çok uzak, imzaladıkları protokollerin foyası da şimdi meydana çıkmaktadır. Erdoğan ve işbirlikçilerini, TBMM’de beklettiği teslimiyet protokollerini geri çekmeye davet ediyorum” dedi.
Bahçeli, Ermenistan ile ilişki kurma arayışının, hükümeti köşeye kıstırdığını” ileri süren Bahçeli, yıllardan beri Türk milletini soykırımcı olarak suçlama arayışlarını hükümet üzerinde bir baskı ve dayatma aracı olarak kullanan ABD yönetimi için yeni bir yılın daha kapıya dayandığını belirterek, “Yine bilindik Ermeni yanlısı tutumlar sergilenecek, yine soykırımcı kabul edilip edilmeme üzerinde tehditler yapılacak ve nihayet Obama’nın mesajından hikmetli ve övgü dolu sözler itina ile ayıklanarak Türk milleti yeni bir yıla kadar avutulacaktır. Oyunun aslı budur” şeklinde konuştu.
Etiketler28 şubat süreci, AKP Hükümeti, Anayasa değişikliği, ara rejim arayışları, devlet bahçeli, Ermenistan protokolleri, referandum, soykırım suçlamaları, Tarafsız yargı, TBMM Uzlaşma Komisyonu, TSK komuta kademesi