CHP lideri Deniz Baykal, Erzurum’da yaptığı konuşmada, siyasetin cami ve kışlanın yanı sıra, mahkemeye de girmemesi gerektiğini savunarak, “Eğer siyasetle ordu ilişkisi çığrından çıkarsa, Balkan Savaşı’nda başımıza gelenler olur” dedi.
Erzurum CHP İl Kongresine katılan Genel Başkan Deniz Baykal, yaptığı konuşmada, gündemle ilgili konuları değerlendirirken, AK Parti Hükümetini eleştirdi.
Baykal, “Türkiye’de artık bir değişim, yenileşme ve taze [...]
CHP lideri Deniz Baykal, Erzurum’da yaptığı konuşmada, siyasetin cami ve kışlanın yanı sıra, mahkemeye de girmemesi gerektiğini savunarak, “Eğer siyasetle ordu ilişkisi çığrından çıkarsa, Balkan Savaşı’nda başımıza gelenler olur” dedi.
Erzurum CHP İl Kongresine katılan Genel Başkan Deniz Baykal, yaptığı konuşmada, gündemle ilgili konuları değerlendirirken, AK Parti Hükümetini eleştirdi.
Baykal, “Türkiye’de artık bir değişim, yenileşme ve taze başlangıç zamanının geldiğini belirterek, “Türkiye’de 8 yıldır bir siyasi parti iktidarda. Dünyanın en uygun döneminde iktidarda. Bütün ülkelerin büyük kalkınma yaptığı, hızlı ilerlemeler gerçekleştirdiği, refaha ulaştığı, sorunların çözüldüğü bir büyük barış, kalkınma ve zenginlik dönemi yaşandı. 2002′den başlayıp 2008′e kadar geçen dönem dünyanın en önemli ilerleme ve kalkınma dönemlerinden birisi olmuştur. Bütün ülkeler bunu değerlendirdi.
8 yılda, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin gelmiş geçmiş hükümetlerinin kullandığı paranın çok daha fazlasını kullandığını öne süren Baykal, “80 yılda Türkiye’nin kullandığından fazla parayı, iki katından fazla parayı bu iktidar sadece 8 yılda harcamıştır. Bunlar elde avuçta ne varsa sattılar. Yapmayı bırakın hazır varolanı sattılar. 80 yılda yapılanı, 8 yılda sattılar. Türkiye bu geride bıraktığımız 8 yıllık dönemi iyi değerlendiremedi. Türkiye’de ekonomi küçülmeye başladı. Büyüme dönemi bitti. Daralma ve küçülme dönemi başladı. Ekonomi yüzde 6 küçüldü. İşsiz sayısı katladı.Bütün bankalar karda. Yani bugün izlenen ekonomi politikasının özü işte bu yanlışta yatıyor.
İşsiz sayısı Türkiye’de patladı. Dünyada en fazla işsizi olan ülke haline geldi. İşsizliği durdurmak istiyorsan önce yatırım yapacaksın. Tarıma, besiciliğe sahip çıkacaksın. Tarım, işsizliği emen bir sünger gibidir.”
Türkiye’nin bir anayasa ve hukuk düzeninin bulunduğunu ve Atatürk’ün Türkiye’yi bağımsız bir devlet olarak kurarken bizim kutsal sayacağımız, temel ilkelere sahip çıktığını ifade ederek “Din siyasete karışmamalıdır, din ve siyaset birbirinden ayrıştırılmalıdır.Din kimliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu kimliğimizi siyasetin bir parçası haline getirmeyelim. Caminin içerisine siyaseti sokmayalım.
İkinci temel ilke ise siyasetle kışlanın ayrılması. Kışlaya siyaset sokmayacağız. Askerlik ayrı siyaset ayrı. Hiçbir siyasi anlayış siyasi kuvvetleri kendi anlayışına çekmeye yönelmemelidir. Eğer siyasetle ordu ilişkisi çığrından çıkarsa, Allah muhafaza Balkan savaşında başımıza gelenler olur. Bu konuda siyasetçilere çok büyük bir görev düşüyor” diye konuştu.
Baykal, hassas olunması gereken üçüncü noktanın da siyaset-mahkeme ilişkisi olduğunu belirterek, “Siyaset mahkemeye de girmemelidir. Eğer mahkemeye şu veya bu biçimde siyaseti sokarsak, bunun acısını hepimiz birlikte çekeriz. Yani mahkemeye çıkarken hiçbirimizin aklından acaba bu hakim hangi partiden diye bir soru gelmemelidir.
Türkiye’de çok büyük yanlışlıklar hukuksuzluklar yapılıyor. Hukuka saygı, adalete saygı ciddi ölçüde sarsıldı” diyen Baykal, “Din-siyaset, ordu-siyaset ilişkisinde yaptığın yanlışı, hukuk-siyaset ilişkisinde de yaparsan. Bunun da çok ağır bedeli olur. Sen hükümetliğini yapacaksın mahkeme mahkemeliğini yapacak.Habur’da ne oldu hatırlayın. Konuşmuşlar pazarlığını yapmışlar. PKK’lılar geldiler. Ne oldu seyyar mahkeme kuruldu çadır mahkemesi kuruldu. Hükümet senin ne işin var kardeşim hukukun içinde PKK’lıyı himaye edeceğim diye hukukun ırzına geçmeye senin ne hakkın var.
Şimdi diyorlar ki Habur yetmiyor. Anayasa Mahkemesi’ni de Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nu da biz tayin edelim. Meclis’te seçim yapalım. Anayasa Mahkemesi’ne kimin üye olacağını biz kararlaştıralım. Ya da hakimleri yöneten en yüksek organa, HSYK’ya biz hakim tayin edelim.
Göz göre göre bu memleketin en temiz insanları uydurma suçlarla, imzasız ihbar mektuplarıyla, ucu açık iddianamelerle, gizli tanıklarla büyük haksızlıklara maruz bırakılıyor. Bunları yaşıyoruz. Bunlar doğru değil. Böyle hukuk, böyle demokrasi, böyle insan hakları, böyle adalet olmaz. Bunlar zararlı. Bunların büyük sıkıntıları var. Buna bir son vermek lazım. Tekrar adalete, insan haklarına olan güveni, tekrar askere, yargıya, din adamına gerçek saygıyı, hürmeti, milletimizin devletiyle kaynaşmasını, bütünleşmesini bir an önce canlandırmaya ihtiyaç var” şeklinde konuştu.