CHP Meclis Grup Toplantısı’nda gündeme dair değerlendirmelerde bulunan CHP Lideri Deniz Baykal, gensoru tartışmalarıyla ilgili, “Biz tarihe karşı görevimizi yapıyoruz. Yarın bir gün biri ‘Hukukun ırzına geçilirken siz ana muhalefet olarak ne yaptınız’ diye sorarsa ‘Biz görevimizi yaptık’ diye cevap vermek için bunu yapıyoruz” derken, Üniversiteye giriş sınavlarını da kaldıracaklarını söyledi.
Baykal CHP’nin TBMM grup toplantısında [...]
CHP Meclis Grup Toplantısı’nda gündeme dair değerlendirmelerde bulunan CHP Lideri Deniz Baykal, gensoru tartışmalarıyla ilgili, “Biz tarihe karşı görevimizi yapıyoruz. Yarın bir gün biri ‘Hukukun ırzına geçilirken siz ana muhalefet olarak ne yaptınız’ diye sorarsa ‘Biz görevimizi yaptık’ diye cevap vermek için bunu yapıyoruz” derken, Üniversiteye giriş sınavlarını da kaldıracaklarını söyledi.
Baykal CHP’nin TBMM grup toplantısında ekonomideki gelişmeleri ve TEKEL işçilerinin eylemini değerlendirdiği konuşmasında, Başbakan’ın TEKEL işçileriyle ilgili konuşurken de “peşkeş çekmedik” derken de gerçeği yansıtmadığını öne sürerek, “TEKEL işçisine 4-C dışında işine devam etme imkanını çok görüyorsun, ‘yetim hakkı’ diye bize boş edebiyat taslıyorsun, ondan sonra TEKEL işçisinin de alnının teriyle kazanılmış tesisi, bir yandaşına, tanıdığına tahsis ediyorsun. Tekel’de ne menkul ne gayrimenkul kimseye peşkeş çekilmedi diyor. Nedir peşkeş, bundan daha ala peşkeş var mı.
Başbakanlık raporlarını oku orada yüz tane yazılı.Devletin denetim kurumları senin iktidarında yazıyor bunu. ‘Yetim hakkını yedirmem’ diyorsan, önce sen kendin yeme o yetim hakkını.
Baykal, iktidarları dönenimde, üniversiteye giriş sınavlarını kaldıracaklarını söyleyerek, “Bu sistem yanlıştır. Mesleki eğitimi özendireceğiz. Türkiye’deki eğitim politikasında mesleki ve teknik eğitimin niteliğini arttırarak devam edeceğiz. Türkiye’de Birkaç yüz bin öğrenci doğru dürüst üniversitede okurken, geri kalan elinde diploma işsiz kalıyor.
Hatip Dicle’nin terör örgütü PKK üyelerinin Habur’da teslim olmalarına ilişkin iddialarını değerlendiren Baykal, Dicle’nin iddialarını mahkemedeki ifadesinde ortaya koyduğunu söyleyerek, “Bu tanıklık ortaya koyuyor ki bütün Türkiye’yi ayağa kaldıran o Habur girişinin arkasında gelenlere verilmiş bir teminat vardır. Gelenler oraya ‘geliyoruz, acaba bizi tutuklayarak cezaevine atarlar mı?’ kaygısı içinde gelmemişlerdir, güvenle gelmişlerdir.
Başbakan bugün cevap veriyormuş, ‘Silivri’de de mahkeme var’. Evet, mahkeme kuruldu orada. ‘Öcalan İmralı’da yargılandı’. Evet İmralı’da. Burada ne oldu? Tahliye edildi bitti. Yargılama nerede? Tahliyeye gittiler, tahliyeye… Yargılamaya değil. Tahliyeye hakim, savcı gönderdin sen, yargılamaya değil. Çok açık, çok net. Şimdi anlıyoruz ki o gelişten önce İçişleri Bakanı kendi Bakanlığında değil, Atatürk Orman Çiftliği’nde gizlice buluştu. Kiminle buluştu? DTP”nin Genel Başkanıyla. Gizli bir buluşma. İçişleri Bakanı, Tarım Bakanlığına ait bir gizli yerde buluşuyor. Bu sonradan ortaya çıkıyor. ‘Ne yaptınız, neyin pazarlığını yaptınız?’ diye o zaman soruldu. İnandırıcı bir cevap veremediler. O zaman da kem küm. Olayı geçiştirmeye çalıştılar. Şimdi anlıyoruz onlar konuşulmuş. Buraya gelenler bu güvenle geldiler” ifadelerini kullandı.
Baykal, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın olayın taraflarının sözlerine değil de bir sanığın ifadesine inanılmasını eleştirdiğini ifade ederek, “Hatip Dicle böyle söylüyor, ona inanılmaz demeye getiriyorlar. Bunu söyleyenlere hatırlatmak isteriz ki sizin Ergenekon davanızın temelindeki Danıştay cinayetiyle ilgili davanın bütün dayanaklarını ortaya koyan kişi meşhur Osman Yıldırım bütün Ergenekon ve Danıştay davasının ana dayanak noktasıdır” diyerek, Osman Yıldırım’ın hakkında geçmişte çeşitli mahkemelerce verilen cezaları okudu.
Başbakan’ın verecekleri gensoru için, ‘bir şey olmayacağını biliyorlar yine de veriyorlar’ şeklindeki ifadesini değerlendiren Baykal, “Orada oy verecek olanlar senin emir kulunsa, senin kapı kulunsa, senin talimatınla oy vereceklerse o bizim ayıbımız değil. Biz, tarihe karşı görevimizi yapıyoruz. Yarın çıkarlar derler ki ‘Türkiye’de bu kadar maskaralık yapılırken, hukukun ırzına geçilirken siz ana muhalefet olarak ne yaptınız?’ Sorumluluğumuzun gereğini yapıyoruz. Zulme engel olamazsan hiç olmazsa zulüm karşısında tepki göster, boyun eğme. Biz, yapabileceğimizi yapıyoruz. ‘Burada yanlışlık var, haksızlık var’ diyoruz. Ve bunun böyle olduğu da çok açıktır. Hiçbir vicdani tereddütümüz yoktur, çok net biliyoruz ki bu ayarlanarak yapılmıştır” dedi.