Adana’da partisinin il kongresine katılan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, gündeme ilişkin değerlerdirmelerde bulundu.
Baykal Habur’da yaşananları “hukuka, adalete darbe” olarak değerlendirdiği konuşmasında “Hepimizin yüreğinde yaşayan bazı kutsal kavramlar darbe yaşamaya başladı. Bu kavramların başında adalet geliyor. Bu iktidarda adalet ve hukuk en ağır tahribatların yaşandığı kavramlar oldu. Memleketin kanunu var. Bu kanun herkesi bağlıyor. Başbakanı [...]
Adana’da partisinin il kongresine katılan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, gündeme ilişkin değerlerdirmelerde bulundu.
Baykal Habur’da yaşananları “hukuka, adalete darbe” olarak değerlendirdiği konuşmasında “Hepimizin yüreğinde yaşayan bazı kutsal kavramlar darbe yaşamaya başladı. Bu kavramların başında adalet geliyor. Bu iktidarda adalet ve hukuk en ağır tahribatların yaşandığı kavramlar oldu. Memleketin kanunu var. Bu kanun herkesi bağlıyor. Başbakanı da cumhurbaşkanını da bağlıyor. Siz işinize geliyor diye memleketin kanununu, birisine ayarlama yaparak, talimat vererek belli bir olayla ilgili olarak işletmemeyi başarıyorsunuz.
Habur’da kapıda Adalet Müsteşarı ne yapıyor? Çünkü hakimler orada eğme-bükme yapacak. Arkalarında Adalet Müsteşarı duracak. Silivri’de bu memleketin namuslu insanları aylarca neyle tutuklu olduklarını bilmeden orada kalıyor. Hatta neyle suçlandığını bilmeden ölenler oluyor.
Böyle hukuk olur mu? Böyle adalet zedelenmişse bunun memlekete hayrı olur mu?
Orada tutuklanan birisi var: Ergun Poyraz. Üçüncü yılını tamamlamak üzere. Temmuz’da 3 yıl dolacak. Kabahati yazdığı kitaplarda Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a ağır suçlamalar söylemiş. Kitaplar piyasada, satılıyor. Ortada bir suç varsa ver mahkemeye yargılansın, cezasını alsın. 30 aydır ondan dolayı orada durmuyor. Bir başka davanın içinde bunu yerleştiriyorlar. Adamın elinde kalem var, silah yok.
Ben ana muhalefet partisinin lideri olarak o Erzincan Başsavcısının cezaevinde geçirdiği her gün çok büyük bir ıstırap yaşıyorum. Çünkü biliyorum ki bu hukuksuzluk, haksızlık, zulümdür. Eğer zalimin yaptığı zulmü ortadan kaldıramıyorsanız, hiç olmazsa o zulme methiye düzmeyin.”
Türkiye’de yolsuzlukların önünün kesilemediğini ifade eden Baykal, “yolsuzluklar almış başını gitmiş. Türkiye’nin hiçbir tarihinde yaşanmayan yolsuzluklar bu iktidar tarihinde yaşanıyor.
Başbakan tutmuş, devletin esnafa hizmet vermekle yüklü iki bankasından 750 milyon dolar kaynağı esnafa vermemiş, beni destekleyecek gazete çıkarın diye kendi yakınlarının başında genel müdür olarak bulunduğu bir gruba vermiş.
Bunlar da yetmemiş yanındaki işadamlarına demiş ki: Siz de gazete çıkarın, TV açın. Küçük küçük TV’ler var. Onların arkasında bunlar var.”
Baykal konuşmasında Başbakan Erdoğan’ın köşe yazarlarını medya patronlarına şikayet etmesini eleştirerek, “Başbakan gazetecinin ne yazacağına patron karar verecek diyor. Senin maaşını ben veriyorum. Kendi anlayışını, düşünceni senin köşende ifade etmene ben izin veremem. Sen benim düşüncemi yazacaksın.
Bunları söyleyen Başbakan. Gazeteler ne yazacak? Patronun düşüncesi. O düşüncenin hesabını patron kime verecek? Başbakan’a verecek. Ona bıraksak Türkiye’de kimse onu üzecek hiçbir şeyi yazamayacak. Sen tutacaksın Habur’da PKK’lı teröristlerin ayağına hakimleri taşıyacaksın, onlara ‘pişman değiliz’ dedikleri halde Türkiye’nin yasaları ortada dururken ‘geçin kardeşim’ diyeceksin. Biri ‘hakimler ayarlandı’ diyecek. Bunu da kimse yazamayacak. Bunu yazanları da sen korkutacaksın.
Bakıyoruz, büyük iddialarla gözaltına alınanlar 3-4 gün sonra tahliye ediliyor.
Alınırken niye alındığını vicdanları tatmin ederek açıklamak lazımdır. Ne siyasetle adam alın, ne siyasetle adam bırakın.”
Baykal, anayasa değişikliği çalışmalarına da değinerek “Adaletin zirvesini siyasetçiler belirleyecekmiş. HSYK, Anayasa Mahkemesini siyasetçilerin emir ve kumandası altına almaktır. Şimdiki proje bu. Hangi siyasetçiler. 550 vekil Meclis’te. 608 tane kanunsuzluk dosyası var. Yargıda daha hesabını veremeyen, mahkemeden kaçan bir siyasetçi kadrosunun eline en yüksek hakimleri tayin etme hakkını vereceksiniz. Tarafsızlıktan anladıkları bizim suçlarımızı görmezden gelecek bir adalet anlayışıdır”
Adaletin, siyasetin dayatması altında olduğunu ifade eden Baykal, “Geçenlerde AKP’li bir milletvekili büyük bir samimiyetle durumu özetledi. ‘Bizi 40 yıldır fişliyorlardı, şimdi sıra bizde, biz de onları fişliyoruz’diye şimdi sıranın onlarda olduğu, söyledi. Siz fişlenmiş bir şekilde mi geldiniz iktidara. Fişlemeyi kim yapıyor, birileri yapıyor, bu bir itiraftır, önemli bir tespittir” dedi.
Başbakan dedi ki: ‘Herkes hesabını verecek. Herkes için hesap sorulması kaçınılmazdır’, Türkiye’de komutanlardan, genel müdürlerden, başsavcılardan hesap soruluyor da senden niye Başbakan hesap sorulmuyor.Herkes hesabını veriyor sende hesabını versene” şeklinde konuştu.