İçişleri Bakanı Atalay’ın, Ahmet Türk’e “Habur’da hakim ve savcılar ayarlandı, PKK’lılar geldikleri gibi geçecekler” dediği iddia edilen sözleriyle ilgili olarak, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal partisinin İstanbul Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Habur’da ayarlama olduğu itiraf edildi, Başbakan ve İçişleri Bakanı hakkında gensoru vereceğiz” dedi.
Kapatılan DEP’in eski Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle’nin bu iddiası ile ilgili olarak, ortaya [...]
İçişleri Bakanı Atalay’ın, Ahmet Türk’e “Habur’da hakim ve savcılar ayarlandı, PKK’lılar geldikleri gibi geçecekler” dediği iddia edilen sözleriyle ilgili olarak, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal partisinin İstanbul Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Habur’da ayarlama olduğu itiraf edildi, Başbakan ve İçişleri Bakanı hakkında gensoru vereceğiz” dedi.
Kapatılan DEP’in eski Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle’nin bu iddiası ile ilgili olarak, ortaya çıkan bu tablonun manevi değerleri ortaya çıkaran, ahlakın egemen olduğu bir tablo olmadığını ifade eden CHP Lideri Baykal, “Yani AKP’nin bu halini Hz. Peygamber ve onun devrinde yaşamış olan Müslümanlar görmüş olsalardı, ne derlerdi acaba? Gerçek İslamiyet karşısında, bugün AKP kadrolarının sergilediği manzaranın değerlendirmesi nedir Allah aşkına? Bu bir iflas değil mi? Bu bir aldatmaca değil mi?” diye sorarak “AKP’nin ortaya koyduğu bir temel gerçek işte budur. Bir devlet düzeni tasavvur ediniz, İçişleri Bakanı çıkıyor, o zamanki DTP’lilere ‘hakimleri ayarladık, Habur’dan gelenlere hiçbir şey olmayacak, girecekler’ diyor. ‘Hakimleri ayarladık’ ne demek? Hakimleri ayarlamak ne demek? Hakimleri kim ayarlıyor? İçişleri Bakanı mı ayarlıyor? İçişleri Bakanını kim ayarlıyor? Bu nasıl ayarlanıyor? Bunlara bu ayarı kim veriyor? Bu ne biçim iş değerli arkadaşlarım. Böyle bir şeyi tasavvur etmek nasıl olabilir? Olayların akışına bakınca, hukuka sığdırmak mümkün değil. Yani hukukun içinde, ‘ben PKK’ya üyeyim. Beni buraya Öcalan gönderdi. İşte mektubu’ diyerek gelen birisinin, TCK’nın 221. maddesine yerleştirilerek serbest bırakılmasını, ayarlama söz konusu değilse hukukun içine sığdırmak nasıl mümkündür?” dedi.
Baykal sürdürdüğü konuşmasında bunun “olağanüstü vahim bir manzara” olduğunu ve buna şaşırmadıklarını açıklayarak “Bütün millet ortada bir ayarlama olduğunu açıkça söylemiyordu, ama seziyordu. Şimdi ayarlama itiraf edildi. Ayarlama ortaya çıktı. Peki bu ayarlamayı yapanlar ne olacak? Böyle ülke yönetilir mi? Böyle hukuk olur mu? Böyle devlet yönetilir mi? İstanbul İl Kongresi’nde ilan ediyorum; Ankara’ya döner dönmez ilk işimiz, bu hükümet ve İçişleri Bakanı ve Başbakan hakkında, Bunu ayarlayanlar hakkında bir gensoru vermek öncelikli görevimiz olacaktır” şeklinde konuştu.
Baykal, Sadece bu konuda değil, başka konularda da “ayarlama” olduğunu savunarak, yandaş medyaya alıştıklarını, ama şimdi de yandaş bir yargının yaratılmaya çalışıldığını öne sürdü.
“Yandaş yargı varsa, hakimler ayarlanıyorsa, savcılar ayarlanıyorsa, hukuk nerede? Adalet nerede? Habur’da böyle olduğunu gördük. Ergenekon’da tablo ne? Nasıl inanacağız?” diyen Baykal, Başbakan Erdoğan’ın Danıştay saldırısı sonrasında, “bunun dinci bir saldırı olmadığını yakında herkesin göreceğini söylediğini belirterek, “Daha sonra da gizli bir tanık vasıtasıyla bu dava Ergenekon davasıyla birleştirildi” dedi.
Baykal konuşması sırasında bulunduğu iddialarda, “Bakınız yargı ayarlamanın mekanizmaları neler? Yandaş medya bir defa bir numaralı mekanizma. Onun desteğiyle, sahiplenmesiyle bu ayarlama yapılıyor. Ama onun dışında yargı ayarlamanın başka mekanizmaları var. Onlardan birisi ‘gizli tanık’ mekanizması. Adam bir davayla yargılanıyor, hatta ilk aşamada hükmü yiyor. Hükmü yedikten sonra dilekçe veriyor diyor ki, ‘müebbete mahkum oldum ben ama gizli tanık olacağım’ diye dilekçe veriyor Bunu diyen Mahkum! Olayın faillerinden birisi. ‘Sen, gizli tanıksın’ diyorlar. Onun ifadesiyle yargılandığı dava yeni bir istikamette değiştirilerek sürdürülüyor. Böyle bir hukuk olur mu? Bunların yanlış olduğunu biz, başından beri söylüyoruz. Bu davalar hukuki değil, siyasi, Her geçen gün bunun böyle olduğu biraz daha açık bir biçimde ortaya çıkıyor
Türkiye’nin kurumların yıpratıldığı, etkisizleştirildiği, suçlandığı bir süreçten geçtiğini ileri süren Baykal, kurumlara yönelik suçlamaların bu kadar rahatlıkla yapılıyor olmasının herkesi tedirgin ettiğini ve yaşanan tüm bu olayların tesadüfi olmadığını ileri sürerek, “Bunların ardında bir planlama vardır. Bir düzenleme vardır. Bu tertibi yapmakla görevlendirilmiş, elemanlar vardır. Bunun arkasında telefon dinlemeleri olayı var. Telefonlar boşuna, dedikodu merakından dinlenmiyor. Belli bir siyasi projenin gereği olarak dinleniyor.
Türkiye’de kurumlar kendiliğinden birbirine düşmüş değildir, birileri kurumları birbirine düşürecek şekilde bu işi planlamıştır. Bu uygulanmaktadır. Bu işte şikayet merci olarak görülenler, bu işin doğrudan sorumlularıdır. Bu da bu işin açmazıdır” şeklinde konuştu.
Erdoğan’ın, “Benim de moralim bozuluyor” dediğini hatırlatan CHP Lideri “Başbakanın morali ‘niye bozuluyor?’ diye düşünüyorum. Bence moralinin bozulması için bir neden yok, keyfinin yerinde olması lazım. Bir eli yağda, bir eli balda. Kendisi çevresi, eşi, dostu, yandaşları… Medyayı istediği gibi şekillendirmiş. Kurumları etkisizleştirmiş. Toplumu yıldırmış, korkutmuş. Bir korku imparatorluğunu egemen kılmış. İstediğini dinletiyor. Egemenliğini kurmuş. Ama niye morali bozuluyor? Ben size söyleyeyim; Başbakan’ın moralini bozan seçim anketleridir. Her şey yolunda ama seçim anketleri yolunda değil. O da görüyor ki, bu gidişin sonu yok. Mutlaka bunun bir hesabı görülecektir. Bir yerde bunun hesabı sorulacaktır. Bu gerçeği o da sezmeye başlamıştır ve bence morali bozuluyorsa bundan bozuluyordur” diyerek konuşmasını tamamladı.
Etiketlerayarlama itirafı, Beşir Atalay, Danıştay saldırısı, deniz baykal, ergenekon davası, hakim ve savcıların ayarlanması, Hatip Dicle iddiası, İçişleri Bakanı hakkında gensoru, İstanbul CHP Kongresi, moral bozan seçim anketleri, şikayet merci, yandaş yargı yaratmak, yargı ayarlamanın mekanizmaları