Erdoğan: “İsrail Türkiye’yi Kaybederse Kendi Düşünsün”

Başbakan Erdoğan, “İsrail için Türkiye gibi bir dostunu kaybetmesi, gelecekte onların düşünmesi gereken bir konu olacaktır” dedi.
Türkçe yayına başlayan Euronews’e konuşan Başbakan Erdoğan Türkiye- İsrail ilişkilerinin geleceğine ve bölgede Türkiye’nin arabuluculuk görevine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Türkiye gibi bir dostunu kaybetmesi, sanıyorum İsrail için gelecekte onların düşünmesi gereken bir konu olacaktır. Büyükelçimize karşı takınılan tavrın uluslararası [...]



Bu Habere Yorum Yapın






Reklam


Kategori;
Gündem
Tarih;
31 Ocak, Pazar, 2010
Saat: 4:36 am
Okunma: 72
Yorum: 0 "Yorum Yap"
Bu Haberi Paylaşın;
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
+ Yazıyı Büyült | - Yazıyı Küçült

Başbakan Erdoğan, “İsrail için Türkiye gibi bir dostunu kaybetmesi, gelecekte onların düşünmesi gereken bir konu olacaktır” dedi.

Türkçe yayına başlayan Euronews’e konuşan Başbakan Erdoğan Türkiye- İsrail ilişkilerinin geleceğine ve bölgede Türkiye’nin arabuluculuk görevine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Türkiye gibi bir dostunu kaybetmesi, sanıyorum İsrail için gelecekte onların düşünmesi gereken bir konu olacaktır. Büyükelçimize karşı takınılan tavrın uluslararası diplomaside yeri yoktur. Biz, İsrail-Suriye ilişkilerinde elimizden geleni yaptık. Bakıyorsunuz şimdi Sayın Binyamin Netanyahu kalkıyor diyor ki, ‘Ben Erdoğan’a güvenmiyorum. Sarkozy’ye güveniyorum’. Böyle bir isim açıklamaya mecbur musunuz? İşte bu da bir diplomasi açığı.  Çünkü sen bana güvenmediğine göre ben sana nasıl güveneceğim? Şu anda İsrail ile aramızda çok ciddi anlaşmalar var. Güvensizlik üzerine bu anlaşmaların yürütülmesi mümkün olur mu? İsrail kendini bir dünya devleti olarak görüyorsa, komşularıyla olan münasebetlerini bir gözden geçirmesi gerekir diye düşünüyorum” dedi.

Erdoğan İsrail Dışişleri Bakanı’nın kendisini antisemitizm ile suçlaması konusunda ve Siz geriye dönüp baktığınızda kendi tutumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?  şeklinde yöneltilen bir soruya verdiği cevapta, “Ben gerçeği söylüyorum ve gerçeği söylemeye de devam edeceğim. Türkiye, yüzyıllara dayanan bir geçmişi olan bir devlet. Böyle bir devletle konuşurken, oturup kalkarken dikkat edeceksin. Kalkıp da savunmasız insanlar acımasızca öldürülürse, bunlar fosfor bombalarıyla vurulursa, alt yapı, üst yapı, her yer yıkılırsa, adeta bir açık hava hapishanesine insanlar mahkum edilirse, biz bunu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile insan hakları ile bağdaştıramayız ve buna seyirci kalamayız” şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan AB ile ilişkiler konusunda yaptığı değerlendirmede, “AB üyelerinin bir kısmı ne yazık ki dürüst davranmıyor. Sıkıntı burada. Bunun niçin söylüyorum? Avrupa Birliği müktesebatı içerisinde olmayan uygulamalarla Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar. Bu, çok yanlış bir şey. Şunu bilmemiz lazım, bizler liderler olarak gelip geçiciyiz, ama halklar kalıcıdır. Bir liderin farklı bir ülke için olumsuz yaklaşımı o ülke halkının o lider sebebiyle o ülkeye bakışını değiştirir.
Sayın Sarkozy, akla gelmez veyahut aklın kabul etmeyeceği şeyler ileri sürüyor. Biz ne yaparlarsa yapsınlar, hangi engeli koyarlarsa koysunlar, çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Sabırla sürdüreceğiz. Ama tabii bunun da bir sonu var. Ta ki AB’deki bütün üyeler ‘Biz Türkiye’yi almıyoruz’ diyene kadar. Bunu demeleri lazım” dedi.

Erdoğan Avrupa’daki ülkelerin liderlerinin tavırlarındaki olumsuzluğun dini farklılık faktörüyle ilişkilendirilmesi hususunda değerlendirmesinin sorulması üzerine, “AB bir Hristiyan kulübü olmamalıdır, mesela bir islamofobya kampanyasının içerisinde yer almamalıdır.  Yer alan bir ülke varsa uyarılmadır, ikaz edilmelidir. Mesela Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı olarak açık yüreklilikle antisemitizmi lanetlemiş ve onu bir insanlık suçu olarak görmüş bir liderim. Ama islamofobya konusunda da hassasım. Çünkü ben bir Müslümanım ve hiçbir zaman kalkıp da İslam karşıtlığına tahammül edemem. Bunun tabii bir Müslüman olarak da savunmasını sonuna kadar yaparım. Hiçbir zaman terörle İslam’ı yan yana getiremez. Kimsenin buna cüret etmesine ben bir Müslüman olarak, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak ‘evet’ diyemem”   şeklinde değerlendirme yaptı.