Erdoğan: “Seçim Tarihi Biraz Öne Alınabilir”

Muhalefetin erken seçim iddialarına katıldığı TV programında cevap veren Başbakan Erdoğan “Seçimin tarihi de Temmuz ayının mevsim koşulları sebebiyle belki biraz öncesine alınabilir” şeklinde cevap verdi.
Başbakan Erdoğan TRT-1′de yayımlanan bir programa katılarak gazetecilerin sorularını cevapladı. Muhalefetin erken  genel seçim tarihiyle ilgili iddialarına da değindiği programda açıklama yapan Başbakan “2011 seçim yılıdır. Seçimin tarihi de temmuz [...]



Bu Habere Yorum Yapın






Reklam


Kategori;
Gündem
Tarih;
31 Ocak, Pazar, 2010
Saat: 11:58 pm
Okunma: 79
Yorum: 0 "Yorum Yap"
Bu Haberi Paylaşın;
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
+ Yazıyı Büyült | - Yazıyı Küçült

Muhalefetin erken seçim iddialarına katıldığı TV programında cevap veren Başbakan Erdoğan “Seçimin tarihi de Temmuz ayının mevsim koşulları sebebiyle belki biraz öncesine alınabilir” şeklinde cevap verdi.

Başbakan Erdoğan TRT-1′de yayımlanan bir programa katılarak gazetecilerin sorularını cevapladı. Muhalefetin erken  genel seçim tarihiyle ilgili iddialarına da değindiği programda açıklama yapan Başbakan “2011 seçim yılıdır. Seçimin tarihi de temmuz ayının mevsim koşulları sebebiyle belki biraz öncesine alınabilir. Onun dışında bir şey asla düşünülemez. Artık seçimleri zamanında yapacağız” dedi.
“Harekat ve darbe planlarının gerekçesi olarak iç tehdit tanımı yada buna bağlı EMASYA protokolü gibi söylenen şeyleri Mevcut Milli Güvenlik Strateji Belgesi yaklaşımı bunları onaylaylar tarzdamıdır?” şeklindeki bir soruya Erdoğan, mevcut olanın bunun için gerekçe oluşturup oluşturmamasının çok önemli olmadığını söyleyeyerek “Çıkarmamız gerekenleri tamamen çıkartırız ve buna göre de adımlarımızı atarız. Aslolan şudur; milli birlik ve kardeşlik projesiyle ilgili ve demokratik açılım süreciyle ilgili olarak sorun alanlarını buralardan çıkarmak istiyoruz. Sorun alanlarının burada kalmaması gerekir. Bunlar üzerinde şu anda ekiplerimiz çalışıyor. Ona göre de bu görüşmeyi yapacağımız toplantıda, bunları ileri süreceğiz ve adımlarını atacağız” dedi.
Bunlardan birisinin de  EMASYA olduğunu belirten Başbakan bunun üzerinde çalışmaların sürdüğünü açıklayarak “Bakanımızın da ifade ettiği şekliyle EMASYA Protokolü’nü gündemimizden çıkaracağız. EMASYA Protokolü diye bir şey olamaz, olmayacak. Bunun adımını atıyoruz, atacağız. Şu anda arkadaşlar hazırlıklarını yapıyorlar ve bu işi bitireceğiz. Zaten bu bir protokol, kanun filan değil. Kanun. Genelkurmay, İçişleri burada müşterek bir çalışma yapar. Yasal düzenleme gerekiyorsa, yasal düzenleme de yapacağız. Protokolü ortadan kaldıracağız, bunun adımını atacağız. Bununla ilgili koordinatör bakanımız çalışmalarını yürütüyor. Kısa zamanda bu işi bitireceğiz” şeklinde açıkladı.

Askere vali izni olmadan, kendisi gerek gördüğü durumlarda toplumsal olaylara el koyma yetkisi veren EMASYA 1997 yılında Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan bir protokol.
TEKEL işçilerinin durumuyla ilgili açıklama yapan Erdoğan, “4/C kalkmayacak; ama değişiklik olabilir” diyerek, açıklamasında görüşmeye katılan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i azarladığı iddialarını da yalanlarken, Deniz Baykal’ın, ” Seni asker değil, TEKEL işçileri götürecek” şeklindeki sözlerini de cevaplayarak “Bizi TEKEL işçisi iktidar yapmadı, bizi milletimiz iktidar yaptı. Onlar da milletin bireyleridir. Onlara saygım vardır. Ama bu saygım hukuk içinde. Şu anda hukuksuzluğa orada bir yerde göz yumuyoruz yapılanların hiçbirisi hukuki değildir, yasal değildir ama biz demokrasi adına ‘buna bir miktar daha katlanalım’ dedik.
Bir defa Ankara’da bulunanların tamamı TEKEL işçisi değil, farklı sendikaların oraya gönderdiği ideolojik yaklaşım içinde olan temsilcileri de var. Son görüşmeyi söylüyorum. Biz kendilerine dedik ki, şu anda biz ihbar ve kıdem tazminatını veriyoruz. Dün bu görüşmelerle ilgili maalesef yalan bir haber çıktı.
‘Türk-İş Başkanı’nın yanında 4C’yi bilmediğimi’ söylemişim. Bakanlarıma af edersiniz kaba tabiriyle ‘fırça atmışım’. Böyle bir şey söz konusu değil.  Sadece ben bakanıma şunu söyledim. ‘Kıdem tazminatına ara vermeden devam etme imkanı doğabilir mi’ bunun üzerine çalışın dedim. Bu çıkışmak mıdır? Bakanı azarlamak mıdır? Ayıptır.
Maliye Bakanımız bu konu üzerinde çalışarak yasal bir engel yoksa kıdem ve ihbar tazminatını kesmeden 4C’ye geçiş yapılacak. Gerekirse 4C’nin içeriğinde de bir değişikliğe gidilebilir ama kaldırmak asla. Onu da söyleyeyim. Arkadaşlar konu üzerinde çalışıyor. Bu akşam kendileriyle görüşeceğim, sonra da sendikanyetkilileriyle” şeklinde açıklamada bulundu.
31 Ocaktan sonra TEKEL işçilerinin önünde bir aylık süre bulunduğunu ifade eden Erdoğan “Bir aylık sürece 4C’ye kim müracaat ederse TEKEL işçileri içinde onlar 4C’den istifade edecektir. Etmezlerse 4C’den istifade edemeyeceklerdir. İhbar ve kıdem tazminatı zaten banka hesaplarına yarın yatmış oluyor. Oradan da kendilerine bir imkan doğar. Gerçekten kıdem tazminatının devamına yönelik bir imkan varsa bunu yapacağız. Ama yoksa o zaman paralarını almış olacaklar ve yeni bir süreci, başlatacağız” dedi.

Erdoğan, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ndeki kendilerinin de mensubu olduğu siyaset akımı ve şahsını içeren vatandaş kitlesi ‘iç düşman, tehdit’ olarak yorumlanabileceği şeklindeki ifadelerle ilgili düşüncesinin sorulması üzerine, “Belge tüyler ürpertici bir tablo. Özellikle 12 Eylül sürecinden sonraki yapılanma içerisinde çok farklı yaklaşımlar oldu. Bunlar sivil irade ile uyumlu yaklaşım tarzları değildi. Salı günü yaptığım konuşmada halkını dışlayan, halkını tehdit unsuru olarak görenlere yönelik ifadem var, onun çağ dışı olduğunu ifade eden bir yaklaşımım var. Siyaset belgesinin aslında kanuni geçerliliği yok, bir genelge.
Göreve geldiğimiz dönemdeki siyaset belgesi ile şu andaki siyaset belgesi çok farklı. Bu yıl siyaset belgesi yeniden ele alınacak. Ele alırken, endişeleri de tamamen ortadan kaldırmaya yönelik adımları atmakta hükümetimiz kararlıdır. Bunun MGK’da tekrar müzakeresini yapacağız. MGK, karar merci değildir, bize tavsiyede bulunur. Bunları ya Bakanlar Kurulu kararına dönüştürürüz ya da yasa çıkarmak gerekirse adımını atarız. Siyaset belgesi ile ilgili eksiklikler üzerinde çalıştık ve 2010 için atacağımız adımda da demokratik sürecin gereği neyse bunu yapacağız” şeklinde değerlendirme yaptı.

“8 yıllık iktidarınızda demokratikleşme adımları attınız. Bir yandan da darbe iddiaları ve söylentileri var. Burada bir tezat mı var? Bunu nasıl yorumluyorsunuz?”  şeklindeki soruya Başbakan Erdoğan verdiği cevapta, “Bu ifadeleri kullanmak istemem. Bu ifadeler kullanıla kullanıla meşruiyet kazanıyor, bunları birlikte gündemimizden çıkarmamaz lazım. Bunların işaret fişekleri yok mu? Maalesef olmuş. Bunlar da ortada. Bazı köşe yazarları ne yazık ki köşelerinden hala gaz vermeye devam ediyorlar. Ben ne gaz veren veya gaza gelen, ne de gaz alan olmak istemiyorum bu noktada. Biz gerçekleri konuşalım, değerlendirelim, bunun üzerinden netice almaya çalışalım. Ortada bazı gerçekler var.
meselesinde bunu görüyoruz, diğer olaylarda da bunu görüyoruz. Hiçbir konu sümenaltı edilmemiştir, faili meçhullerin üzerinde yoğun bir şekilde yürüyen ve bunları ortaya çıkarmaya çalışan bir iktidar var ortada.
Neler ortaya çıkıyor. Sonraki süreçte ortaya çıkanlar gün yüzü gibi ortada. Nerelerden neler çıktığı ortada. Bunun ardından daha başka şeylerin gelebileceğini söyledim. Bunlar işaret fişekleri. Bir normalleşmeye gidiyorsunuz, giderken de sancılar olacaktır. Bu sancıları yüksek dozda darbe olarak gösterme gayreti içine gidenler var. Biz bunu böyle düşünmek istemiyoruz” dedi.

Toplumun geldiği nokta konusundaki değerlendirmesinde ise, “Toplum aslında henüz her şeye A’dan Z’ye vakıf değil, olacak. Daha olacak. Nasıl olacak? Bu sürecin bu şekilde değerlendirilmesi, müzakere edilmesiyle olacak. Yani her şey daha olmuş bitmiş değil. Yavaş yavaş bunlar müzakere edile edile bu mesafeyi almış olacağız. Ama ben şunu çok açık net söyleyebilirim; bizim yöneticiler olarak, idareciler olarak eksiklerimiz olabilir. Bu aynı şekilde Genelkurmay’da da olabilir. Ama şuanda Genelkurmay’da Genelkurmay Başkanımız olsun, kuvvet komutanlarımız olsun, olaylara yaklaşımında bizim paslaşmamız olumlu bir şekilde gelişiyor. Eğer bu olumlu gelişmeler olmamış olsa zaten bu neticeleri almakta da zorlanırız.
Emniyet teşkilatında da var olan konuların araştırıldığını, halen cezaevinde bulunanlar olduğunu hatırlatan Erdoğan, Silahlı Kuvvetlerde de askeri yargıda yargılanan 40′ı aşkın subayın bulunduğunu söyledi.Erdoğan, “Silahlı kuvvetlerimiz de işin üstüne ciddi anlamda gidiyor. İş böyle kendi haline bırakılmış değil. Çünkü, bu kurumlarımız öyle pek şaibe kaldıracak kurumlar değil. Bunların üzerinden bu şaibeleri ne yapıp yapıp temizlememiz lazım. Bunları oralardabırakmamamız lazım.