Gül’den Yargı Reformuna Onay

Hem muhalefet hem de yüksek yargıdan gelen “veto et” çağrılarına karşın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Yargıtay ve Danıştay’da daire sayılarının artırılmasını öngören düzenlemeyi onayladı. Gül, düzenlemeyi onaylama gerekçesini, “İnanılmaz bir gerçekle karşı karşıyayız. O da zaman aşımı” sözleriyle anlattı. Yargıtay ile Danıştay’ın daire ve üye sayısını artıran “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan  Kanun”u onaylayan Cumhurbaşkanı Gül, kanunu [...]



Bu Habere Yorum Yapın






Reklam


Kategori;
Gündem
Tarih;
13 Şubat, Pazar, 2011
Saat: 7:00 pm
Okunma: 10
Yorum: 0 "Yorum Yap"
Bu Haberi Paylaşın;
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
+ Yazıyı Büyült | - Yazıyı Küçült

Hem muhalefet hem de yüksek yargıdan gelen “veto et” çağrılarına karşın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Yargıtay ve Danıştay’da daire sayılarının artırılmasını öngören düzenlemeyi onayladı. Gül, düzenlemeyi onaylama gerekçesini, “İnanılmaz bir gerçekle karşı karşıyayız. O da zaman aşımı” sözleriyle anlattı.

Yargıtay ile Danıştay’ın daire ve üye sayısını artıran “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan  Kanun”u onaylayan Cumhurbaşkanı Gül, kanunu yayımlanmak üzere Başbakanlık’a gönderdi.

İran ziyareti öncesinde  Ankara Esenboğa  Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında açıklamalar yapan Gül, bir gazetecinin, “Yargıtay ve Danıştaya yeni daireler kurulmasına ilişkin Kanunu onayladınız. Yüksek yargı organları başkanlarıyla görüşmeler yapmıştınız. Endişeleri paylaşmadığınız sonucuna ulaşabilir miyiz?” şeklindeki sorusu üzerine, Yargıtay ve Danıştaya yeni daireler kurulmasını öngören 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la ilgili kendisine iletilen kaygıları, fikirleri, görüşleri hukuk bürosundaki danışmanlarına incelettiğini belirterek, “Neticede hukuk büromdaki danışmanlarımın bana verdikleri bilgi ve öneri çerçevesinde yayınlanmasında herhangi bir sakınca, problem olmadığını gördüm” dedi.

Gül, adaletin zaman aşımı sebebiyle işlevini yerine getiremeyeceğini belirterek, “Yüksek yargının önünde inanılmaz bir yük vardır. Zaman aşımı ne demektir? Herkesin yaptığının yanına kar kalması demektir. Bu dehşet bir durum. Buna ilave olarak tahliye edilenleri düşünün. İzmir’de başı testere ile kesilen kızcağızın katil zanlısı, 6 yıl sonra yargılanması bitmediği için tahliye edildi. Bütün bunlardan dolayı yüksek yargıyı da suçlamamak lazım. Önlerinde büyük bir dosya sayısı var. Bu durum karşısında, adaletin hızlanmasına önem verdim. Ayrıca bu da yetmez. İstinaf mahkemelerinin de süratli bir şekilde çıkartılması lazım.
Bu sene 20-25 bin dosya zaman aşımına uğrayacaktır. Eğer bu şekilde devam ederse bana verilen bilgilere göre, 4-5 sene içinde Yargıtaydaki ceza dosyalarından 200 bini zaman aşımına uğrayacaktır. Bu durum karşısında doğrusu adaletin hızlanmasına daha çok önem verdim. Muhakkak ki, bana iletilenlerden makul karşılanabilecek serzenişler de söz konusudur. Ama şu söylediğim manzara, Türkiye için inanılmaz bir manzaradır. O bakımdan bu yasanın yayınlanması için onay verdim. Ayrıca bu da yetmez; istinaf mahkemelerinin de süratli bir şekilde çıkartılması lazım. Bunu da yakından takip edeceğim. Ancak bu şekilde Türkiye, bugünkü yaralayıcı durumdan kurtulabilir. Ayrıca bu da yetmez; istinaf mahkemelerinin de süratli bir şekilde çıkartılması lazım. Bunu da yakından takip edeceğim. Ancak bu şekilde Türkiye, bugünkü yaralayıcı durumdan kurtulabilir.” diye cevap verdi.

Gül, Kuzey Kıbrıs’taki gelişmelerle ilgili olarak ise, “Bunlarda bir anormallik görmüyorum. Çünkü Türkiye, yavru vatan KKTC’nin sağlamlaşması, kökleşmesi, demokrasisinin kökleşmesi, ekonomisinin kendi kendine yeterli hale gelmesi ve kendisini ispatlaması için bir takım fedakarlıklarda bulunmaya devam edecektir. Her bakımdan siyasi, ekonomik bakımdan da KKTC’nin yanındadır. KKTC’yi kimlerin yöneteceğini Kıbrıs halkı karar verecektir. Bu ilişkilerin en sağlıklı bir şekilde götürülmesi ve KKTC’nin geleceğinin çok güçlü olması için Türkiye’de elinden gelen gayretleri göstermektedir. Bunları bunun bir parçası olarak görmekte yarar vardır” dedi.
Gül, İran ve Türkiye arasındaki ilişkilerin gelişmesine rağmen kurumsallaştığını söylemenin mümkün olup olmayacağı yönünde bir soru soran gazeteciye, iki ülke arasındaki ticaretin gelişmesi için büyük bir potansiyelin olduğunu belirterek, İran ile en çok ticaret yapan ülkeler arasında Türkiye’nin aşağı sıralarda yer aldığını, ancak iki ülke arasındaki ticaret potansiyelinin fazla olduğunu söyledi.

Ticaretin serbestleşmesiyle ilgili birçok tedbirin alındığını da kaydeden Gül, kararların uygulamaya geçmesine önem verdiklerini bu yöndeki görüşmelerinin süreceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül, Tahran’da bulunacağı süre içinde Ahmedinejad ile baş başa ve heyetler arası görüşmeler yapılacağını belirterek, İran’daki temaslarında ikili ilişkilerin bulunduğu mevcut durumun tüm boyutlarıyla gözden geçirileceğini, başta ekonomik ve ticari ilişkiler olmak üzere işbirliğinin her alanda daha da ileriye götürülmesinin üzerinde durulacağını ayrıca, bölgede son dönemde yaşanan gelişmeler de dahil olmak üzere iki ülkeyi ilgilendiren bölgesel ve uluslararası konularda görüş alışverişinde bulunacağını ifade etti.

Gül, “İran’ın nükleer programından kaynaklanan soruna, diplomatik kaynaklardan barışçıl çözümler bulunmasına yönelik olarak Türkiye’nin kolaylaştırıcı rol oynadığını biliyorsunuz. Taraflardan talep geldiği sürece bu rolü de sürdüreceğiz. Esasen 5 1 ülkeleri ile İran arasında aralık ayında Cenevre’de ve geçen ay İstanbul’da yapılan görüşmelerde bu anlayış da teyit edilmiştir.
Önümüzdeki süreçte İran’ın nükleer programı ile ilgili olarak uluslararası toplumda var olan endişelerin giderilmesi için şeffaflık temelinde Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ile tam bir işbirliği sergilenmesini destekliyoruz. Ziyaretimin İran ile ikili ilişkilerimizin geliştirilmesine ve bölgemizde kritik gelişmelerin yaşandığı bir dönemde barış, huzur ve istikrar arayışına katkı sağlayacağına inanıyorum. Türk-İran ilişkilerinin ulaştığı seviye şüphesiz hem bölgemizin hem de uluslararası camianın hayrınadır.”