Akdeniz’in kıyı kasabası Şehat’ta bulunan Aruba Okulu’nda, bazılarının “Özgür Libya” dediği bu bölgede Kaddafi rejimi için çalıştığından şüphelenilen 200 paralı asker burada hapis tutuluyor. Yerel halkın ifadelerine göre, Kaddafi rejimini terk eden askerle okulun kapılarında nöbet tutuyor. Ancak amaçları paralı askerlerin kaçmasını önlemek değil, onları korumak. Komşu kasabalardan gelen bir grup sivil, geçtiğimiz hafta ailelerini [...]
Akdeniz’in kıyı kasabası Şehat’ta bulunan Aruba Okulu’nda, bazılarının “Özgür Libya” dediği bu bölgede Kaddafi rejimi için çalıştığından şüphelenilen 200 paralı asker burada hapis tutuluyor.
Yerel halkın ifadelerine göre, Kaddafi rejimini terk eden askerle okulun kapılarında nöbet tutuyor. Ancak amaçları paralı askerlerin kaçmasını önlemek değil, onları korumak. Komşu kasabalardan gelen bir grup sivil, geçtiğimiz hafta ailelerini ve komşularını öldürdükleri söylenen “Afrikalı paralı askerleri” görmeye çalışıyor.
Şiddetli çatışmaların yaşandığı, yağmalanan Labrak Havaalanı’ndaki işçiler, Kaddafi hükümetinin, protestocularla çatışması için Çarşamba günü iki uçak dolusu paralı asker getirdiğini söyledi.
Protestocular Kaddafi’yi, kendisini destekleyen kimse olmadığı için güneydeki Çad ve Nijer gibi ülkelerden paralı askerler getirmekle suçlarken ellerinde bunu kanıtlayacak kimlik kartlarının da olduğunu belirtiyorlar.
İsyancıların sokaklarda ve yakınlarda askerleri üslerde yakalayarak esir aldığı paralı askerler, ilk başta 325 kişi olduklarını ve Libya’nın güney kasabası Sabha’dan getirildiklerini belirtirken, tutuklulardan biri olan Ali Osman, Trablus’ta düzenlenen Kaddafi yanlısı bir gösteriye katılmaları teklifinin kurbanı olduklarını söyleyerek “Kendimizi Beyda’daki askeri üste bulduk” dedi.
Masum oldukları konusunda ısrar eden Ali, “Bizi Sabha’daki havaalanına getirdiler ve Trablus’ta Kaddafi yanlısı barışçı gösterilere katılacağımız söylendi.” Ancak Labrak’a inince, O ve diğerleri otobüslere bindirilerek Beyda askeri üssüne götürüldü. Ardından, üssün dışında yaşanan bir protesto gösterisi, üstekilerle dışarıdakiler arasında patlak veren şiddetli bir çatışmaya dönüştü. Üsteki askerler, Ali ve diğerlerine silah vermeyi teklif etti. Ali, Üstekiler bize, dışarıdaki insanların bizi öldürmek istediğini, çünkü aramızda paralı askerlerin bulunduğunu düşündüklerini söyledi” dedi.
18 Şubat gecesi, taraf değiştirmeye ve devrime katılmaya başlayan askerler Ali ve diğerlerine, kaçmalarını gerektiğini yoksa öldürülebileceklerini söylediler. Ambulanslarla gelen polisler silahlarını bırakmaları halinde zarar görmeyeceklerini söylediğinde Ali teslim oldu. Bir camiye götürüldüler ve başlarında yaşlılar nöbet tuttu.
Aruba Okulu’ndaki tutukluların çoğu iki ülke vatandaşı. Hem Libya, hem de Çad veya Nijer kökenlerine sahipler. Aralarında yaşları 18 ve 19 olarak değişen üç tanesi, birkaç hafta önce iş bulabilmek için Çad sınırından Libya’ya girmiş. Üçü de, Sabha’daki bir taksi sürücüsünün, “Trablus’a bedava uçak bulabileceklerini” söylemesinin ardından, kendilerini Aruba’da bulmuş.
“Kaddafi’nin oğullarından biri olan Hamis’in birliğinden olup olmadıkları” sorulduğunda bazı tutuklular ellerini kaldırıyor.
Birçoğu geçen hafta yaşanan şiddetli çatışmalarda esir düşen Afrikalılardan 15’i, Beyda’daki bir mahkeme salonunun önünde idam edildi.
Libya’nın doğusundaki halk hala kızgın. Özellikle de, Trablus’ta devam eden katliamları telefonda dinledikçe öfkeleri artıyor. Ancak Aruba Okulu’ndaki gardiyanlar tutukluların zarar görmeyeceğini söylüyor. Kaddafi’nin 41 yıllık rejiminin yıkılmasını bekleyen birçok Libyalı gibi, onların da kaderi belirsiz.