CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin kulaklarının çok büyük olduğunu söyleyerek, “Bunlar telekulak iktidarı. Vatandaşın derdini değil, telefonda ne konuştuklarını merak ediyorlar. Derdiniz varsa telefonla anlatın da belki Recep Bey Ankara’dan duyar” dedi. Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Odatv’ciler düşüncelerinden dolayı değil, başka bir eylemden dolayı tutuklandılar” açıklamasına, “Sayın savcı böyle bir açıklama yaptığına [...]
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin kulaklarının çok büyük olduğunu söyleyerek, “Bunlar telekulak iktidarı. Vatandaşın derdini değil, telefonda ne konuştuklarını merak ediyorlar. Derdiniz varsa telefonla anlatın da belki Recep Bey Ankara’dan duyar” dedi. Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Odatv’ciler düşüncelerinden dolayı değil, başka bir eylemden dolayı tutuklandılar” açıklamasına, “Sayın savcı böyle bir açıklama yaptığına göre, bir bildiği vardır. Biz ayrıntıları bilmiyoruz” dedi.
Düzce’ye hareketinden önce, Genel Merkez önünde gazetecilerin sorularını cevaplayan Kılıçdaroğlu, Gazeteci Soner Yalçın’ın tutuklanmasıyla ilgili değerlendirmesinde, “Sayın Soner Yalçın’ın tutuklanmasına niye şaşırıyorsunuz arkadaşlar, şaşırmayın, burası Türkiye. Davanın savcısı belli, yargıçları belli, hangi mahkemeye çıkarılacağı belli. Bunu sağduyusu olan her yurttaş gayet iyi biliyor”
Kılıçdaroğlu, “emekli maaşlarının ödenmesi, muhalefet, torba yasanın çıkmasını yavaşlattığı için gecikti” diye konuşan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sözlerini değerlendirerek, “‘Biz onlara daha önce teklif ettik. Getirin, bir an önce çıkaralım diye. Ama aralara başka şeyler sıkıştırıp sonra muhalefeti suçlamak onların marifeti. Biz emekliye her zaman daha fazla para ödenmesini isteriz. Bir parmak bal veriyorlar diye bir de üstüne kakmasınlar emekliye ” dedi.
Kılıçdaroğlu, Düzce’nin Yığılca ilçesini ziyaretinde, Erdoğan’ın bugünkü konuşmasında “Oda Tv’ciler düşüncelerinden dolayı değil, başka bir eylemden dolayı tutuklandılar” dediğini hatırlatan bir gazeteciye verdiği cevapta, “Sayın savcı böyle bir açıklama yaptığına göre, bir bildiği vardır. Biz ayrıntıları bilmiyoruz. Ayrıntıları kamuoyuna açıklasaydı daha iyi olurdu. Belki iddianameyi de herhalde hazırlıyordur şu anda. Onu bilmiyoruz, açıklasın görürüz” dedi.
Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin, Başbakan’ın bugünkü konuşmasında “Bizi dikta ile suçlayanlar kendileri dikta yönetiyorlar” dediğini hatırlatarak görüşünü sorması üzerine, “Bu sözü Sayın Erdoğan’ın söylemesine doğrusunu söylerseniz şaşırdım. Dikta ile ben neyi yönetiyorum? Bütün arkadaşlarım düşüncelerini özgürce dile getiriyorlar, ben hiçbir zaman şunu söylemedim… Bir Başbakan çıkıyor, ‘Bakanlar Kurulunda konuşan o 6 bakanı bulsam kapının önüne koyacağım’ diyor. Şimdi diktayı kim uyguluyor? Ayrıca Sayın Başbakan 1960′lı yıllara gitmiş, bırakın 1960′lı yılları üzerinden bir kuşak geçti.
O darbe edebiyatıyla da artık milleti kandıramazlar. Ne darbesi? Hangi darbeden bahsediyorsunuz siz? Hangi çağda yaşıyoruz biz? Türkiye’yi 1960′ların, 1970′lerin Türkiye’si mi sanıyorlar? Türkiye darbe dönemlerini aşmıştır. Halkı darbeyle kandırmasınlar, halkın derdi başka. Gitsinler esnafa, çiftçiye sorsunlar bakalım, buradaki fındık üreticisine sorsunlar bakalım, durumu nedir? Besicilere sorsunlar bakalım, durumu nedir?
Sokaktaki vatandaş telefonla konuşamıyor. Niye Türkiye bu halde? Hiç kendisine dönüp soruyor mu Sayın Başbakan? Korku toplumu yarattı. İnsanlar korkuyorlar. Bir iş adamı çıkıp cesaretle Sayın Başbakanı eleştirebiliyor mu? Biz konuşmuyor muyuz toplumun her kesimiyle? Konuşuyoruz. İş adamı korkuyor, esnaf korkuyor ama 12 Hazirana az kaldı. Korku toplumunu yıkacağız. Herkesin özgürce düşüncelerini dile getirdiği bir Türkiye’yi halkla beraber kuracağız. Tayyip Bey ne kadar baskı uygularsa uygulasın, ne kadar şiddet uygularsa uygulasın biz demokratik, özgür Türkiye’yi kurmakta kararlıyız.”
Başbakan’ın kendisinden Irak’a ve Ortadoğu’ya gitmesini istediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Ben Ortadoğu’ya Sayın Başbakan gitmeden önce de gittim. Sayın Başbakan öyle anlaşılıyor ki bir şeyden çok alınmış. Irak’ta binlerce Müslüman kadına tecavüz edilirken sen Amerikan askerlerine başarılar diledin mi, dilemedin mi? Ben bu soruyu sordum. Niye buna yanıt vermiyorsun sen? Sen madem ki Ortadoğu halklarını kucaklıyorsun, madem ki Ortadoğu halkları şöyledir, böyledir, diyorsun.
Ortadoğu halklarının demokrasi ve özgürlük bağlamında yanındayız. Mısır’da devrim oldu deniliyor. Mısır’da ne oldu? Halk iktidara mı geldi? Gelen kim? Mısır ordusu. Sen ordunun iktidara el koymasına devrim mi diyorsun? Sayın Başbakan’ın özlemine bakın. Biz halkın yanındayız, Ortadoğu halklarının da yanındayız. Özgürlüğü, bağımsızlığı, demokrasiyi savunuyoruz. Ortadoğu’da da savunuyoruz, Uzakdoğu’da da savunuyoruz.
Türkiye’nin, dünyanın her yerinde savunuyoruz. Bizim felsefemiz bu. Siz kalkacaksınız o ayıplarınızı örtmek için başka şeyler söyleyeceksiniz. Sorum çok net ve açık; Irak’ta binlerce Müslüman kadına tecavüz edilirken, sen de Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı iken Amerikan askerlerine başarılar diledin mi, dilemedin mi? Bu kadar basit. Fransızca sormuyorum, İngilizce sormuyorum, Almanca sormuyorum. Onun anlayacağı dilden, yurttaşımın anlayacağı dilden soru soruyorum. Bana bunun yanıtını versin.” diye konuştu.
Düzce’nin Kaynaşlı İlçesindeki konuşmasında halkın iktidarını kurmak için yola çıktıklarını belirterek destek isteyen Kılıçdaroğlu, esnafın, emeklinin, memurun durumunun iyi olmadığını öne sürerek, “Düzce’nin milletvekilleri sizin sorunlarınızı dile getiriyor mu?” diye sorarken, “Herhalde Düzce’nin hiçbir sorunu yok, sorunu olsaydı bir milletvekili de çıkıp Meclis kürsüsünden bunu anlatırdı”
Kılıçdaroğlu, Milletvekillerinin halkın sorunlarını dile getirmek, onlara çözüm yolları üretmek için varolduğunu dile getirerek, “Eğer bir milletvekili milletin derdini dile getirmiyorsa o sizin değil birilerinin vekilidir. Ben de sizin dertlerinizi dile getirenlere oy vermenizi istiyorum”
Hükümet ne yaparsa yapsın gerçekleri herkesin bildiğini belirterek bu gerçeklerin de kahvehanede, tarlada, her yerde halka anlatılması gerektiğini vurgularken, CHP iktidarı için vatandaşlardan oy isteyen Kılıçdaroğlu, “Halkın dertlerini çözmek için yola çıktık, geçmişte başka partilere oy vermiş olabilirsiniz, ama haziranda halkın sorunlarını çözecek partiyi iktidar yapın” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, Düzce’de CHP’nin gençlere istihdamda fırsat eşitliği yaratma projesi GenceArtı kapsamında yapılan toplantıdaki konuşmasında, önceden CHP’nin proje üretmemekle suçlandığını ancak CHP’nin 15. Olağanüstü Kurutayı’nda 41 proje açıkladığını, bu projelerden Aile Sigortası’nın ayrıntılarını önceki gün anlattıklarını hatırlatarak, Aile Sigortası uygulamasının, sosyal devletin de bir gereği olduğunu vurguladı.
Aile Sigortası için toplam kamu harcamalarının yüzde 1.7′sinin ayrılması durumunda gerekli kaynağın sağlanacağını belirten Kılıçdaroğlu, “Biz, kişi doğduğu andan ölünceye kadar yaşamının bütün alanında ekonomik güvence sağlanmasından yanayız. Eğer bizim vatandaşımız, bizim vatandaşımızsa kimse aç ve açıkta kalmamalı. Onun için diyorum, yeni CHP, aş ve iş demektir, unutmayın. Aşın, işin partisi olacağız biz, kimse aşsız ve işsiz kalmayacak.” dedi.
Aile Sigortası uygulaması geldiğinde yeşil kart uygulamasının kaldırılacağı iddialarının da doğruyu yansıtmadığını açıklayan Kılıçdaroğlu, “Onu iptal etmeyeceğiz, o, sağlık sigortasının alanı, ona müdahalemiz yok. Tam tersine, onu geliştireceğiz” diye konuştu.
Mücadelelerinin sadece aş ve iş için olmayacağını da dile getiren Kılıçdaroğlu, “Türkiye aydınlığa kavuşsun diye, herkesin karnı doysun diye mücadelemizi yapacağız. Mücadele sadece aş ve iş değil. Özgürlük de getireceğiz. Düşünebiliyor musunuz, 21′inci yüzyılın Türkiye’sinde vatandaş telefonla konuşmaktan korkuyor. Allah allah! Telefondan niye insan korkar? ‘Acaba bir şey söylersem beni dinliyorlar mı?’ diye. AKP’nin kulakları çok büyük. Bunlar telekulak iktidarı.
Vatandaşın derdini değil, telefonda ne konuştuklarını merak ediyorlar. Derdiniz varsa telefonla anlatın da belki Recep Bey Ankara’dan duyar” diye konuştu.