Yürüyen merdivene yanlış bindiği için kendisini eleştiren Başbakan Erdoğan’a yanıt veren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Sen 4 kişinin tuttuğu attan düştün, bir şey dedik mi?” diye konuştu. Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Van denizi” ve “merdiven” eleştirilerine, “Kimyası kesinlikle bozuk. İnsanda biraz ahlak olur. Sen Başbakansın, [...]
Yürüyen merdivene yanlış bindiği için kendisini eleştiren Başbakan Erdoğan’a yanıt veren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Sen 4 kişinin tuttuğu attan düştün, bir şey dedik mi?” diye konuştu.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Van denizi” ve “merdiven” eleştirilerine, “Kimyası kesinlikle bozuk. İnsanda biraz ahlak olur. Sen Başbakansın, ahlak olur. İnsan biraz adam olur. Dürüst olur. Delikanlı olur. Sen Kasımpaşayı da perişan ettin. Delikanlı olacaksın, adam olacaksın, yiğit olacaksın” diye cevap verdi.
Kılıçdaroğlu konuşmasında, “Her insanın kusurları, eksiklikleri olabileceğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, “Ben o kalabalıkta farklı bir merdivenden indim diye bir Başbakan buna ağzına aldı ve eleştiri konusu yaptı. O kalabalıkta aşağıya ineceksiniz ve acele bir yere yetişeceksiniz. Ben sormak istiyorum; Sayın Başbakan sen bir ata bindin, atı dört kişi tutuyor. Sen o beygirin üstünden düştün. Biz sana bir şey dedik mi” diye devam ettiği konuşmasında, “Sen ilacını aldın ya da almadın veya aldın da dozunu fazla kaçırdın, arabada kaldın, balyozla arabanın camını kırdılar, seni dışarı çıkardılar. Biz sana bir şey dedik mi? Milletvekilin de gelip seni o kurtaran balyozu aldı ve gazetecilere poz verdi.
Başbakan Erdoğan’ın, İstanbul’da katıldığı bir programda konuşmak için kürsüye giderken kabloya takıldığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Giderken kabloya takılıyorsun, düşmemek için seni zor yakalıyorlar, bir şey söyledik mi? İnsani şeylerdir olabilir.
Futbol oynarken sağ kolunu kırdın. Benim bildiğim top ayakla oynanır. Nasıl kırdın? Senin milletvekillerin yanlış haritaya alkış tuttu.
Senin bir bakanın çıktı ‘Hz. Muhammed’e dedim ki’ diye cümle ile başladı, biz bir şey söyledik mi? Bir başka bakanın helikopterden inince pervaneye doğru gitti, zor yakaladılar. Bir şey söyledik mi? Hayır. Senin korumalarından bazıları arabalarını çaldırdılar.
Bu kazalar ortadayken benim bindiğim merdiveni diline dolamış” diye konuşmasını sürdüren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ” Sen Kasımpaşayı’da perişan ettin. Delikanlı olacaksın, adam olacaksın, yiğit olacaksın. Ufak işlerle uğraşmayacaksın”
Başbakan’ın, Van denizi sözüne yaptığı eleştiriye tepki gösteren CHP Lideri, “Dünyadan bu kadar habersiz kendi ülkesinden bu kadar habersiz bir Başbakan’ı samimi söylüyorum ilk kez görüyorum. Vanlılar Van’a zaten Van Denizi der. Van Valiliğinin internet sitesini açın, orada Van Denizi diye yazar. Van Valiliği tarafından Van Denizi Su Sporları Şenliği düzenlendi. 9 Ocak 2008′de 4 AKP’li milletvekili araştırma önergesi verdi. Önerge şöyle başlıyor; ‘Van Gölü bölgenin can gölü yöresel adıyla Van denizi olarak bilinir”
Başbakan’ın sözlerine, “Cehalet desem biraz kaba kaçacak” diyen Kılıçdaroğlu, “Kimyası kesinlikle bozuk. Ondan hiç endişem yok.
9 Mayıs’ta Hüseyin Çelik ve Binali Yıldırım’ın “Van Denizi Kıyı Temizliği” ile ilgili bir gün düzenlediğini de hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Sen onlara da sormadın. Delikanlı olacaksın, adam olacaksın, yiğit olacaksın. Ufak işlerle uğraşmayacaksın”
Başbakan Erdoğan’ın, “Bunların kılavuzu kim” sözüne de CHP Genel Başkanı, “Benim kılavuzum Van halkı. Ama senin kılavuzun kim? Araştırdılar, bula bula Van denizini buldular. Ben bu halka doğruları söylemeye devam edeceğim. Tek güvencem halk” dedi.
Hafta sonu Van’da yaptıkları toplantı hakkında bilgi veren Kılıçdaroğlu, “Bu toplantıda Kürt sorununu da tartıştık. Ama bir gerçek daha ortaya çıktı. Tartışmalardan görüldü ki bizim bakış açımız daha doğru. Çünkü olay sadece Kürt sorunu olayı değil. İçinde ekonomik sorunlar var, faili meçhuller var, kadına uygulanan şiddet var, işsizlik var, CHP’nin bölgedeki örgütlenme ve örgütlenmeden kaynaklanan sorunlar var.
3. yolu da anlatan CHP Genel Başkanı, “Olaya böyle baktığımızda olay bizim düşündüğümüz gibi bir 3. yol olayıdır. Etnik kimliğe saygılı, inançlara saygılı, insanları kucaklayan, etnik kimliğe şu veya bu şekilde eleştiri getirmeyen, inançlara eleştiri getirmeyen ama insan odaklı, insanı kucaklayan, aileyi kucaklayan, sorunları çözen bir bakış açısına ihtiyaç var. Biz o bölgeye 3. yol olarak gideceğiz. Etnik kimliği siyasete konu etmeyeceğiz. İnançları siyasete konu etmeyeceğiz.
Önerilerimiz geldi, gelecek. Güzel projelerimiz olacak. Projemizin adı Aile Sigortası. Ailenin geleceğe güvenle bakmasını sağlamak için Aile Sigortası’ndan başladık. İstedik ki bütün aileler CHP’nin hazırladığı projelerle geleceğe güvenle baksın.
Aile Sigortası bir barış ve onur projesidir. Aile Sigortası CHP’nin de ötesinde bir Türkiye projesidir.
Bu 40 yıllık hayaldir. 1971 yılında Türkiye Aile Sigortası’nı getirmeyi taahhüt etmişti o hayali gerçekleştirmeyi biz üstlendik.
Ne demiştik, ailede kadının hesabına 600 TL yatırılacak. Başbakan yemedi içmedi gittiği her yerde buna laf yetiştirmeye başladı. “bunlar hesap kitap bilmiyor” demeye başladı. Onlar sosyal devleti bilmez, devleti vatandaşa baskı aracı olarak görürken, biz devleti hizmet aracı olarak görürüz.
Toplum nefes alamıyor. Toplumun nefes borularını açacak olan CHP’dir.
Bunun en tipik göstergesi AKP’nin yürüttüğü ekonomi politikaları. Bu politikaları yoksulluğu yok etmek için kurgulasalardı 818 bin kişi artar mıydı yoksul sayısı.
Biz bunu açıkladık koro halinde başladılar: Siz hesap bilmiyorsunuz. Hesabını yaptım diyor Başbakan “Yıllık tutar 24 milyar dolar tutar” diyor. Ben de hesabı yaptım. Hesap makinesi kullanan ilkokul öğrencisi bile bu basit hesabı yapar.
Matematik hayatın kendisidir. Matematiği bilmeyen bir insan ülkeyi yönetemez. Bunu yapamayan bir insan ülkeyi yönetemez.
Başbakan aile ile kişiyi de karıştırıyor. Biz aileyi hesap ediyoruz o bütün kişileri sayıyor.
Biz o kayıt dışı yoksulları da hesapladık ama onun haberi yok. 13,5 milyon yoksulu dikkate aldık ve hesabımızı öyle yaptık. Biz yoksulun derdini kendi derdimiz olarak kabul ediyoruz.
Başbakan bir de itiraf yapıyor. Diyor ki ‘siz 12 milyon yoksulu hesaplamışsınız ama bir de kayıt dışı yoksullar var.’ Ülkenin başbakanının itirafını görüyor musunuz.
Biz hesabımızı kayıt dışı yoksulları da hesaba katarak 15 milyon 645 bin kişi üzerinden yaptık. Ben binlerce kişinin girdiği sınavda 3. olarak hesap uzmanı oldum. Benim mesleğim hesap uzmanlığıdır. Başbakan çıksın kendi mesleğini söylesin bakalım.
Biz söylemesek Başbakan kayıt dışı yoksulluğu itiraf etmeyecekti. Halkı kandırmasınlar. Halk günlük yaşamına baksın. Memnunsa gitsin AKP’ye oy versin.
İç borç stoku 149 milyar liradan 352 milyar liraya çıkmış. 80 yılda ödenen faiz 135 milyar lira, 8 yılda ödenen faiz 408 milyar liraya çıkmış. Bu faizi milletin fakir fukarası ödedi.
Şirketlerin kredi borcu 56 milyar liradan 377 milyar liraya çıkmış. İşsizlik oranın söylemiyorum zaten. 80 yılda verilen cari açık 57 milyar dolar, 8 yılda verilen cari açık 210 milyar dolar. Sıcak para, yani kumar oynanan, vatandaşı hortumlayan para 6 milyar dolar. Şimdi 113 milyar dolar.
Tüketicilerin bankalara borcu 2002’de 6 milyar lira. Şimdi 180 milyar lira. İcra dosyası 10 milyondan 17 milyona çıkmış. Cezaevindeki tutuklu ve hükümlü sayısı yüzde yüz artmış.
Ve bunlar diyor ki ‘Biz ekonomiyi iyi yönetiyoruz’. Recep Tayyip Erdoğan, çıksın desin ki ‘Bu rakamlar yanlıştır.’ Bu listeyi onun boynuna asarım.