Kaset skandalıyla baraj altında kalacağı hesapları yapılan MHP’nin lideri Bahçeli, Erdoğan’a seslendi: Yeni anayasada nelerin olacağını söylesen millet seni barajın altına düşürür” dedi. Miting alanında ‘Yaralı bozkurdu bırakıp kaçacak kadar alçak değiliz, Yanındayız’ pankartı dikkat çekerken bir üst geçite de ‘Ne kaset, ne ihanet, millet için devlet, asla yalnız değilsin, sen yeter ki emret. Bozkurtların’ [...]
Kaset skandalıyla baraj altında kalacağı hesapları yapılan MHP’nin lideri Bahçeli, Erdoğan’a seslendi: Yeni anayasada nelerin olacağını söylesen millet seni barajın altına düşürür” dedi.
Miting alanında ‘Yaralı bozkurdu bırakıp kaçacak kadar alçak değiliz, Yanındayız’ pankartı dikkat çekerken bir üst geçite de ‘Ne kaset, ne ihanet, millet için devlet, asla yalnız değilsin, sen yeter ki emret. Bozkurtların’ yazılı dev pankart asıldı.
DP İl Başkanı Hüseyin Dede ve CHP adayı eski Vali Ali Haydar Öner de MHP liderine çiçek verdi. Bahçeli burada bir çocuğa ‘püskevit’ ikram etti.
Bahçeli dün Isparta, Burdur ve Antalya mitinglerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alarak yaptığı konuşmalarda, halkın koalisyonlu yıllardan sonra temel sosyoekonomik sorunlarının çözüme kavuşması özlemini, o dönemde yeni kurulan AK Parti ile gidermeye çalıştığını ve tek başına iktidar olma imkanı tanıdığını kaydederek, iktidarın aradan geçen sürede Türkiye’yi kutuplaşmaya, cepheleşmeye ve çatışma ortamına sürükleyerek, bir gerilim stratejisiyle varlığını devam ettirmek istediğini söyleyerek, “Çünkü tek başına iktidar olmanın ne anlama geldiğini anlayamamıştır. Kerameti kendisinde görmüş, büyük bir gurur ve herkesi aşağılayan ifadelerle siyaseti argolaştırarak, Türk milletinin sahip olduğu her türlü milli ve manevi değerleri tahrip ederek ülkeyi yönetmeye gayret göstermiştir; ama bunda başarılı olamamıştır.”
Başbakan Erdoğan’ın, yeni anayasayı millete tam olarak anlatması gerektiğini kaydeden Bahçeli, “Yeni Anayasa Platformu diyorsun. Bir takım sözde araştırma enstitülerini devreye koyuyorsun. TESEV denen vakfı yine gündeme taşıyorsun. TÜSİAD’dan destek istiyorsun. Onların ortaya koymuş olduğu ileri demokrasi veya özgürlük kavramlarının içindeki gizli gündemleri tartışmaya açıyorsun. Fakat bu gizli gündemlerden kendin ne istiyorsun onu ifade etmeye bir türlü yanaşmıyorsun. Şimdi sabahtan akşama yandaş medyada boy gösteriyorsun.
Sayın Başbakan, nasıl bir anayasa istiyorsun? O yandaş gazetelerin hepsinin bütün sayfalarını buna ayırsan ve desen ki ‘Aziz milletim, anayasayı şu şekilde yazacağım. Şeklini size sunuyorum. Okuyun, anlayın, tartışın. Eğer kabul ediyorsanız, 12 Haziran’da bana söz verin’ deyip altına da ‘Recep Tayyip Erdoğan, namus sözüdür’ diye de imza atın.
İktidar olduktan sonra ‘Okyanus ötesi’, Avrupa Birliği dayatmaları, PKK talepleri, Demokratik Toplum Kongresi kararları, Abant toplantıları veya yeni anayasa platformlarında şekillendirdiğiniz Türkiye’yi demokratik özekliğe, federasyona ve nihayetinde bölünmeye götürecek ihanet yolunu niye anlatmıyorsun? ”
Antalya’daki konuşmasında MHP’nin baraj altında kalacağı iddialarına Erdoğan’a seslenerek cevap veren Bahçeli, “Yapacağın anayasada anadil nasıl olacak? İki dilli hayat nasıl olacak? Demokratik özerklik nasıl olacak? Devlet şekli, federasyon, başkanlık sistemi nasıl olacak? Bunları söylemiş olsan seni millet iktidara değil, barajın altına düşürür. Meclis’ten de atar” dedi.
Sayın Başbakan yine gizli gündemlerle kiminle, ne şekilde pazarlık yapmışsa, onlara teslimiyetle milletin önüne çıkıyor. Şimdi sözde aydınlarla yandaş televizyonun imkanını kullanıyor. Bunu yaparken de kendisinin hangi makamda olduğunu, hangi sorumluluğu taşıdığını unutturmaya çalışıyor.
Hakkari’ye gitmiş, her yanı sivil güvenlik mensuplarını doldurmuş, bir iki tane aşiret mensubunu koydurmuş, sözde miting yapıyor ve Sayın Başbakan diyor ki, ‘Bugün zorla kepenkler kapatıldı. Onların kim olduğunu biz biliyoruz’. Kepenklerin açık tutulması için Başbakan olduğunu ve Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü koruma, güvenliğini sağlama görevini unutan bir insan olarak konuşuyor. Bunu diyorsanız orada devlet yok, orada vali yok, orada Başbakan yok demektir. Ülkeyi anarşi ve terörizm sokaktan yönetiyor. Sen de bayramlık bir kişi olarak oraya gelmişsin, sokaktan yönetimlerin itibarını arttıran gaflet konuşmaları yapıyorsun.
Orada kepenkleri indirtenler senin Habur’da karşılayıp tören yaptığın, PKK’nın siyasallaşması sürecinde demokratik açılım zırvası ile gidip müzakereye oturduğun ihanet odaklarının teröristleridir. Türkiye’nin Başbakanı olarak bu durumdan şikayet ediyorsan, Türkiye’yi sen değil sokak yönetiyor demektir.
Bahçeli, Isparta, Burdur ve Antalya’daki mitinglerinde Erdoğan’ın eleştirilerine hedef olan eski cumhurbaşkanları İsmet İnönü ve Süleyman Demirel’e sahip çıkarak Erdoğan’ın, Süleyman Demirel’e yönelik sözlerini de eleştirirken, Erdoğan’ın ülkeye hizmet edenleri “aşağıladığını” ifade ederek “Utanmadan aşağılıyorsun, var olan hizmeti niye anmıyorsun?
Başbakan kendisinden evvel bir tarihi, hizmeti, var olan bu millet değerlerini hep inkar ediyor, ne varsa ne yoksa Recep Tayyip Erdoğan’dan, kendisinden başlatmaya çalışıyor. İktidardan düştüğün zaman nasıl rezalet içinde olacağını, eğer bu ülkeden kaçmazsan bu millet görecek.
Ya havadasın ya havaalanındasın. Arada sırada göründüğün zaman da TOKİ’nin açılışlarında ‘Ana’ uçağında, ‘Baba’ uçağında helikopterlerle halkın arasında değil, üzerinden Türkiye’yi dolaşıyorsun. Gerçeği yaşamıyorsun. Geçmişte altı delik ayakkabı ile yürüdüğünü söylüyorsun, simitle geçindiğinden bahsediyorsun, Kasımpaşa’da top koşturduğundan bahsediyorsun, fukaralığı istismar ediyorsun, yoksulluğu sömürüyorsun; ama aradan geçen 9 yılda nasıl servete kavuştuğunun hesabını da vermekten kaçıyorsun.
Isparta mitingine giderken bir grup gazeteci ile sohbet eden Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın “Asimilasyon olayı bitmiştir” sözlerine, “Başbakanın sözleri 25’er yıldan üç neslin değiştiği anlamını getiriyor. Türkiye’de üç nesil asimile edildiyse, o zaman bunlarla sorunu olanlar nereden geldiler, Suriye’den mi geldiler?” dedi.
Erdoğan’ın miting alanlarında şiir okumasını da esprili bir şekilde eleştiren Bahçeli, “Biz kendisini Yüce Divan’a gönderdiğimizde hakkında çıkan karar da şiir gibi olacak. Hakkında verilen karar da Yüce Divan da şiir gibi okunacak” dedi.