Türkiye de Baskın Raporunu Açıkladı

İsrail’in ardından bugün de Türkiye, İsrail’in Mavi Marmara saldırısıyla ilgili olarak BM’ye sunduğu Ara Raporu kamuoyuna açıkladı.Türkiye, raporda, saldırıyı ayrıntılı şekilde anlatarak, “Uluslararası hukukun en temel ilkelerinden biri, uluslararası yükümlülüklerini ihlal eden devletlerin hatalarını telafi ve yol açtıkları zararları tazmin etmelerini emretmektedir” sözleriyle tazminat istedi. Türkiye Anadolu Ajansı aracılığıyla, Mavi Marmara saldırısının ardından BM Genel [...]



Bu Habere Yorum Yapın






Reklam


Kategori;
Dünya,Gündem
Tarih;
24 Ocak, Pazartesi, 2011
Saat: 4:22 pm
Okunma: 6
Yorum: 0 "Yorum Yap"
Bu Haberi Paylaşın;
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
+ Yazıyı Büyült | - Yazıyı Küçült

İsrail’in ardından bugün de Türkiye, İsrail’in Mavi Marmara saldırısıyla ilgili olarak BM’ye sunduğu Ara Raporu kamuoyuna açıkladı.Türkiye, raporda, saldırıyı ayrıntılı şekilde anlatarak, “Uluslararası hukukun en temel ilkelerinden biri, uluslararası yükümlülüklerini ihlal eden devletlerin hatalarını telafi ve yol açtıkları zararları tazmin etmelerini emretmektedir” sözleriyle tazminat istedi.

Türkiye Anadolu Ajansı aracılığıyla, Mavi Marmara saldırısının ardından BM Genel Sekreteri’nin talebiyle oluşturulan Soruşturma Paneli’ne 1 Eylül 2010 tarihinde sunduğu ‘Ara Raporu’ kamuoyuna açıkladı.

Ulusal Araştırma ve İnceleme Komisyonu’nun hazırladığı Ara Raporun Özet bölümünde ilk olarak saldırı hakkında bilgi verilerek, 37 ülkeden sivil toplum kuruluşlarının organizasyonuyla Gazze Şeridi’ne tescil edilmiş yardım malzemesi taşıyan altı gemilik çok uluslu ve çok dinli bir konvoya İsrail Silahlı Kuvvetlerinin 31 Mayıs 2010 tarihinde sabahın erken saatlerinde uluslararası sularda saldırdığı belirtilen özet bölümünde, saldırının İsrail kıyılarından 72 deniz mili açıkta gerçekleştiği, 600 sivil yolcu taşıyan Mavi Marmara gemisine yapılan saldırıda sekizi Türk, biri ise Türk asıllı Amerikan vatandaşı, toplam dokuz sivilin öldürüldüğü, kırkı aşkın sivilin de yaralandığı hatırlatılırken, “Türkiye’den yola çıkmış olan gemiler, tüm güvenlik kontrolleri, pasaport kontrolleri ve gemi güvenliği önlemleri mevzuata uygun şekilde gerçekleşmiş olarak yola çıkmışlardı. Bu üç gemideki yolcular, bunların kişisel eşyaları ve büyük miktardaki insani yardım malzemesi de ayrıntılı bir şekilde denetlenmişti.

Kontrollerde ateşli veya başka kategoride silah bulunmamıştı. Bu gemilerin demir aldıkları Türk limanlarının tamamı, Uluslararası Denizcilik Örgütünün Uluslararası Gemi ve Liman Tesis Güvenlik Kodu (ISPS) kapsamında tescilli limanlardır.” Aynı bölümde İsrail kuvvetlerinin “makineli tüfekler, lazer güdümlü tüfekler, tabancalar ve modifiye paintball tüfekleriyle donatılmış” olduğuna dikkat çekilerek, İsrail kuvvetlerinin firkateynler, helikopterler, zodyak şişme botlar ve denizaltılarla destekli şekilde, “planlı ve kapsamlı bir saldırı” gerçekleştirdikleri kaydediliyor.

Türkiye, İsrail’in kendi raporunda meşru müdafaa yaptıklarını söylediği askerlerin helikopterlerden gerçek mermilerle ateş açarak, daha geminin güvertesine inmeden iki sivili öldürdüklerini belirtti.
İsrail askerlerinin saldırı sırasında, sivil yolculara karşı “aşırı, rastgele ve orantısız güç” kullandığı, yolcuların ise silahlı saldırı karşısında, “silah kullanmaksızın meşru müdafaa haklarını kullandıkları” ifade edildi.

Raporda, geminin kontrolünü ele geçirdikten sonra da İsrail askerlerinin fiziki ve psikolojik şiddete başvurarak, “yolculara zulmetmeyi sürdürdüğü” bildirilerek, yolcuların “dövüldüğü, yumruklandığı, diz ve dirsek darbelerine maruz kaldığı, su, yiyecek ve tuvalet ihtiyaçlarını gidermekten mahrum bırakıldığı” ifade edilirken, “600 yolcunun acıları, bu vahim ve insanlık dışı şartlar altında cereyan eden on saatlik yolculuklarının sonunda vardıkları İsrail’in Aşdod Limanı’nda da sürmüştür. Yolcuların çoğunluğu kelepçeli bırakılıp, soyularak aranmış; kadınlar erkek İsrail askerlerince cinsel açıdan aşağılayıcı muameleye tutulmuştur. Bir kadın gazeteciyi birden fazla defa soyup bacaklarının arasına bir metal detektörü yerleştirilmesini makul gösterecek hiçbir hukuki veya ahlaki dayanak bulunmamaktadır. Bu, hiçbir şekilde kabul edilemez bir muameledir” denildi.

Türkiye ayrıca, Aşdod Limanı’nda 66 gün tutulan Mavi Marmara gemisinin temizlenerek delillerin yok edildiğini vurguladı.
İsrail makamlarının yolcuların tüm kişisel eşyalarına el koyduklarının hatırlatıldığı raporda, “Kişisel eşyalara gayrimeşru şekilde el konulduğu gibi, saldırıya ışık tutacak önemli deliller de ya tahrip ya da tahrif edilmiştir” denildi.

Türkiye, İsrail’in “Açık Denizler Hukuku”nu ihlal ettiğini ifade ettiği raporda, savaşta sivil kurbanlara tazminat ödenmesinin uygun ve gerekli olduğu düşüncesinin artık genel kabul görmekte olduğuna dikkat çekerek, “Dolayısıyla, İsrail de İsrail Savunma Güçlerinin 31 Mayıs 2010 tarihinde Mavi Marmara’ya karşı yürüttükleri askeri harekatta ölen ve yaralananlara tazminat ödemesi gerekmektedir” dedi.