Adalet Bakanı’nın dün akşam yaptığı açıklamada, yargıda yaşanan gelişmelerle ilgili kullandığı sert ifadelere, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker,aynı sertlikte verdiği cevapta, “İhsas-ı reyi kimseden öğrenecek değiliz” diyerek, HSYK’nın yetkisinde olan bir konuda verdiği kararın hukuka uygunluğunu bildirdiklerini belirtti.
Yüksek yargı organları üyeleri HSYK’ya gruplar halinde destek ziyaretinde bulunurken, Danıştay Başsavcısı Yılmaz Çimen’de HSYKya yaptığı destek ziyaretinden ayrılırken [...]
Adalet Bakanı’nın dün akşam yaptığı açıklamada, yargıda yaşanan gelişmelerle ilgili kullandığı sert ifadelere, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker,aynı sertlikte verdiği cevapta, “İhsas-ı reyi kimseden öğrenecek değiliz” diyerek, HSYK’nın yetkisinde olan bir konuda verdiği kararın hukuka uygunluğunu bildirdiklerini belirtti.
Yüksek yargı organları üyeleri HSYK’ya gruplar halinde destek ziyaretinde bulunurken, Danıştay Başsavcısı Yılmaz Çimen’de HSYKya yaptığı destek ziyaretinden ayrılırken “çok özel ve çok anlamlı” bir ziyarette bulunduklarını belirterek, “Her şey ortada. Sizin gördüğünüzü biz de görüyoruz. Çok çok anlamlı bir ziyaret yaptık” dedi.
Yüksek yargı organı mensuplarının HSYK’yı destek ziyaretleri gruplar halinde sürüyor.
Yargıtay Başkanı Gerçeker, makamına gelişinde gazetecilerin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in dün akşam yaptığı açıklamayla ilgili soruları cevapladı.
Gerçeker, “Biz ihsas-ı rey’i kimseden öğrenecek değiliz. Eğer ihsas-ı rey yapan bir kurum varsa o da Adalet Bakanı’nın kendisidir. İhsas-ı rey o şekilde olur.” diyerek, “Yasalar apaçık göstermiş. İhsas-ı reyle hiçbir ilişkisi yok. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun yetkisinde olan bir konuda verdiği kararın hukuka uygun olduğunu bildirdik. Bunun dışında bizim herhangi bir değerlendirmemiz yok. Yasaları açıp okusunlar, doğru dürüst okusunlar, doğru dürüst yorumlasınlar” dedi.
Dün HSYK, bazı savcıların elinden özel yetkilerini aldığı kararıyla ilgili hükümetin şimşeklerini üzerine çekmiş ve hükümet cephesinde çok sert açıklamalar gelmişti. HSYK’dan da bakana çok sert cevap geldi.
HSYK Başkanvekili Kadir Özbek, aynı zamanda HSYK Başkanı olan Adalet Bakanı’nın açıklamalarından esef duyduğunu söyleyerek, “Bir Adalet Bakanından beklemediğimiz çok ağır ve sanki hukukun karşısında, yargının karşısında görünümde bulunmak isteyen bir görüntü vermek isteyen, kurulmuş bir zemberek gibi konuşan bir Adalet Bakanıyla yüz yüze geldik ekranlarda.
Adalet Bakanımız keşke o metni bir hukukçuya hazırlatsaydı. Kendisi hukukçudur ancak bir hukukçunun hazırlamadığı bir metni okuduğu izlenimine kapıldık. HSYK’nın bu konudaki görev ve yetkilerinin ne olduğunu daha iyi anlayabilir ve ona göre özenle seçilmiş ifadeleri kullanırdı. Gördüğüm kadarıyla şudur: Hukuk sistemimiz ve kuvvetler ayrılığı sistemi içinde HSYK başta olmak üzere yargıya karşı bir yıpratma ve bunun sonucunda yeniden bir düzen getirme çabaları söz konusudur. Bunu da burada bir basamak olarak kullanılacak bir hamle olarak görüyorum” şeklinde konuştu.
Özbek,”Yani ‘Kurulun yapısını değiştirmek için bir zemin mi hazırlanıyor’ diyorsunuz?” şeklinde soru yönelten bir gazeteciye, “Benim kanaatim o” diye cevap verdi.
HSYK’nın hakim bağımsızlığı ve hakim teminatı esaslarına göre görev yapan, kurulmuş anayasal bir kurum olduğunu hatırlatan Özbek, “Bu kurul Adalet Bakanlığının genel evrakı gibi çalışan bir büro değildir. Maalesef Adalet Bakanlığı ve bir kısım çevreler HSYK’yı bu konuma oturtmaya çalışmaktadır.
Belki yılı aşkın zamandan beri hukuk ihlalleri ve adil yargılanma hakkının köşeye bırakıldığı uygulamalara karşı Adalet Bakanı’na bu konuları yasal zeminlere taşıması, bu işin yetkili merci olan, denetim yeri olan yargıya yazılı emir yoluyla götürülmesi konusunda kurulun aldığı kararlar vardı. Bu kararların gerekleri yapılmadığı gibi, yargı süzgecinden geçirilmediği gibi bugüne kadar da bizim yüzlerce hatta binlerce diyeceğimiz başvuru ve şikayetleri sonuçlarından Kurula cevap vermek gereğini duymadılar. Sanki biz burada bize gelen bir takım başvuruları, bir takım yakınmaları Adalet Bakanı’na ileten bir büro konumunda gibi görülmeye çalışıldık” şeklinde konuşarak son yaşanan olayla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Tekrar ediyorum, kesinlikle soruşturmaların ve dosyaların içeriğiyle ilgili bir değerlendirme ve tasarruf yapılmamıştır. Yapılan iş oradaki yanlış uygulamanın derin bir incelemeden sonra, hukuki süzgeçlerden geçirildikten sonra yanlış olduğunun tespiti ve buna göre de gereğinin yapılmasıdır. Elbette bizim gerekçeli kararımız kamuoyuna da sunulacaktır, gerekçeleri sunulacaktır. Bu konuda başka bir şey söylemek istemiyorum” dedi.
Özbek bir basın mensubunun, “Adalet Bakanı Ergin dün son olarak ‘Yaz kararnamesi sürecinde sopayla bazı insanları hizaya getirmeye yönelik çalışmalar vardı. Bu gerçekleşmedi ancak bu kez gerçekleştiğini görüyoruz’ dedi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?” şeklindeki sorusuna, “O kararnamede yaşananları biz kurul görüşmelerinin gizli olması sebebiyle kimseyle ve kamuoyuyla paylaşmadık. Sanıyorum Adalet Bakanı’nın da o sınır içinde durması gerekir. Eğer konuşulacak olursa -ki konuşulmaması gereken şeylerdir bunlar- başka şeyler de ortaya çıkabilir” diye cevap verdi.