Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim yapılması için gereken şartların oluştuğunu öne sürerek “Seçime gitmek için isyan mı, savaş hali mi, çatışma mı, bölünme mi olması gerekmektedir?” dedi.
Bahçeli grupta yaptığı konuşmasında, “57. Hükümet döneminde “önce ülkem sonra partim” ilkesiyle hareket ederek seçime gittik ve o günkü şartlarda partimiz Meclis dışında kalarak [...]
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim yapılması için gereken şartların oluştuğunu öne sürerek “Seçime gitmek için isyan mı, savaş hali mi, çatışma mı, bölünme mi olması gerekmektedir?” dedi.
Bahçeli grupta yaptığı konuşmasında, “57. Hükümet döneminde “önce ülkem sonra partim” ilkesiyle hareket ederek seçime gittik ve o günkü şartlarda partimiz Meclis dışında kalarak siyasi bedeli ödemiştir” şeklinde sürdürdüğü konuşmasında, Milletin AK Parti’yi hükümete taşımasına da saygılı olduklarını söyleyerek, “Şimdi bedel ödeme sırası Adalet ve Kalkınma Partisi’ndedir. Milletimizin sonuna kadar güvendiğimiz iradesi ilk seçimde bu ilkesiz kadroları gönderecek ve inancımız odur ki Milliyetçi Hareketi iktidar yapacaktır. Kaçış yoktur, kurtuluş yoktur. Buradan Başbakan’a hatırlatırım ki korkunun da ecele faydası yoktur” dedi.
AK Parti hükümetinin, başarısız bir iktidarın bütün emarelerini göstermeye başladığını söyleyen Bahçeli, vaatlerin inandırıcılığını kaybettiğini, üstesinden gelinemeyen sorunların bürokrasiyi yorduğunu ve kurumlar arasında gerilimi arttırdığını açıkladı.
Bahçeli, Anayasa’nın işaret ettiği esas ve usuller ile belirlenen sürelerde yönetimlerin seçimle değiştiğini hatırlatarak, “Ancak seçimle yapılan bu yasal değişimin sosyo-ekonomik zeminini ve zamanını belirleyen temel güç, toplumsal beklentilerin baskısıdır. Bu bakımdan Başbakan Erdoğan ’seçimler zamanında yapılacak’ dese de ve bunu samimiyetle istese de yorgun, yılmış, yıpranmış, inandırıcılığını kaybetmiş bir hükümetin devamı mümkün görülmemektedir. Elbette ki, tek başına bir iktidarın başarısızlığını kabul ederek, zamanından önce seçim kararı alması, bir siyasal çelişki olarak karşımıza çıksa da gelişmeler AKP’nin buna mecbur kalacağını işaret etmektedir. Milletin iradesine karşı direnme veya millet iradesinden korkarak kaçma, yalnızca buyruk ve başarısız despot yönetimlerin başvuracağı sığınma halidir. Ne var ki demokrasiler, millet iradesinden sonsuza kadar kaçışa müsaade etmeyen yönelimlerdir. Sonunda hür irade ile sandıkta sonuçlanacak bir seçim sürecinin başlaması ve demokratik bir rahatlama ortamının doğması için daha nasıl bir tahribat yaşanması, daha ne kadar ağır sorunların olması gerekecektir? Yaygın yoksulluk, artan işsizlik, kimlikleri tahrip edilmiş toplum yapısı, fitili ateşlenmiş ayrımcılık, uluslararası güçlere tam teslimiyet, seçim için yeterli ortam demek değil midir? Seçime gitmek için isyan mı, savaş hali mi, çatışma mı, bölünme mi olması gerekmektedir?” şeklinde konuştu.
MHP Lideri konuşmasında, Koalisyon ortağı oldukları döneme ilişkin Erdoğan’ın “bırakıp kaçtınız” şeklindeki sözlerinin demokratik karşılığı olamdığını ifade ederek, “milletin hakemliğinden korkmanın, verdiği yetkileri tazelemekten kaçmanın da siyaset anlayışımızda yeri yoktur.
“Açılım adı verilen sözde siyasi projenin, millette neden olduğu tahrik ve ayrışmanın ortada olduğunu” belirten Bahçeli, “Kişiler arasında meydana gelen basit asayiş olaylarının bile tetiklediği gruplaşmalar, kız kaçırma, hırsızlık, sataşma, tartışma gibi münferit suç ve kabahatlerin artması, taşlı, sopalı, patlayıcı ve yanıcı maddeli ayaklanma gösterilerine karşı devlet gücünün çaresiz kalması gibi tali etkenler, münferit hadiseleri aniden toplum olayı haline getirmeye başlamıştır.
En küçük tartışma bile hızla kitleselleşerek toplumun birbirine karşı düşmanca davranmasına neden olacak bu tehlikeli vasatın hükümetin tahrikleriyle hazır hale getirildi.
Bu ne Bayramiçli’nin, ne Bulanıklı’nın, ne Akdenizli’nin, ne de Selendili’nin öncelikli suçu ve ayıbıdır. Bu doğrudan doğruya etnik ayrımcılığı misyon belleyen, cahiliye dönemi kabile zihniyetine takılıp kalmış, kimlik kışkırtıcılığı yapan AKP hükümetinin ayıbı, suçu ve sorumluluğudur” dedi.