‘Türkiye Nereye Gidiyor’ konulu Bodrum’da düzenlenen panelde konuşan Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu,”Başbakan Erdoğan’ın 2012′de Cumhurbaşkanlığı tam bir rüya” dedi. Kanadoğlu konuşmasında, ” Yargının siyasallaştığı, bağımsız denilemediği, müfettiş baskı ve korkusu, bakanlığın etkisi ve yetkisi, hakimlere müfettişler tarafından yapılan talepleri reddetme cesareti bırakmadığı ortamda yargıda ödüllendirme ve cezalandırma dönemi başlamıştır. Siyasi iktidarın İsteğine uygun karar [...]
‘Türkiye Nereye Gidiyor’ konulu Bodrum’da düzenlenen panelde konuşan Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu,”Başbakan Erdoğan’ın 2012′de Cumhurbaşkanlığı tam bir rüya” dedi.
Kanadoğlu konuşmasında, ” Yargının siyasallaştığı, bağımsız denilemediği, müfettiş baskı ve korkusu, bakanlığın etkisi ve yetkisi, hakimlere müfettişler tarafından yapılan talepleri reddetme cesareti bırakmadığı ortamda yargıda ödüllendirme ve cezalandırma dönemi başlamıştır. Siyasi iktidarın İsteğine uygun karar veriliyorsa sorun yoktur, siyasi iktidarın hoşa gitmeyen bir karar verdiyse hakim ve yargıç fazla zaman kaybetmeden cezalandırılmaktadır. Bu da dikta rejimine doğru gidildiğinin en somut örneğidir” dedi.
Paneldeki bir izleyicinin yönelttiği bir soruya Kanadoğlu,”Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2012 yılında cumhurbaşkanı olmasını tam bir rüya olarak görüyorum. Siz cesaretli olur, halkı yeterince aydınlatabilir ve kararlı olursanız, Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması imkansız” diyerek cevap verdi.
Cumhuriyet ilkelerinden ve demokrasiden uzaklaşılmaması için dinin siyasete alet edilmesinin kesinlikle önüne geçilmesinin devletin tüm birimlerine hukuğun mutlaka yerleştirilmesi gereğine dikkat çeken Kanadoğlu, öncelikle yargı bağımsızlığının sağlanması, aksi halde ülkede demokrasi olamayacağını söyledi.
“Ulus devlet olmayıp mezhepler, tarikatlar, hocalar, hacı efendiler, müritler, hoca efendiler veya ırk sistemi üzerine etnik sistem kurmaya çalışırsanız, demokrasiyi yerleştiremeyeceğiniz gibi demokrasinin olmadığı bir rejimin içerisine yuvarlanırsınız”diyen Kanadoğlu, “Bunu engellemek için çağdaş demokraside kuvvetler ayrılığı sağlamalı, çoğulculuk, katılımcılık, saydamlık olmalı. Yolsuzlukların hesabı mutlaka sorulabilir sistem getirilmeli. iktidar bu sistemden hızla uzaklaşmanın hesaplarını yapıyor. Bütün bu adımları oy için atan, yeterki oy gelsin zihniyeti ile her türlü açılımı yapan iktidar tüm bunları yaparken korku imparatorluğu yaratarak vatandaşıda sindirme çabası içine girmiş görünüyor.”şeklinde konuştu.
Kanadoğlu İktidarın kendisine biat edilmesini istediğini belirterek, “Türkiye’de kendisine biat etmiş yargı organı isteyen bir siyasi iktidar görüyoruz. Bu bağımsız olmayan yargının ortaya çıkan telekulak olayları ile birlikte artık güvenilirliği tartışılmaya başlanmıştır. Anayasa’nın 138. maddesine göre yargı ve mahkemeler bağımsız gösteriliyor ama hakimler ve yargıçların 140. maddeye göre Adalet Bakanlığı’na bağlı olduğunu görüyoruz. Adalet Bakanı istediği durumda belli soruşturmalara izin verme veya vermeme yetkisine sahip. Öyle bir teftiş kurumu olmasına rağmen Adalet Bakanının keyfine terkederseniz bağımsız bir yargıdan bahsedemezsiniz. Hakimlerin üzerinde baskı yaratırsanız, oradan inandırıcı bir davranış, karar ve uygulama bekleyemezsiniz” diyerek konuşmasını bitirirken iktidarın, Cumhuriyeti tehlikeye ve sıkıntıya sokacak boyutlara çoktan vardığını öne sürerek, “Bu böyle devam ederse doğrudan bir dikta rejimine gidilmektedir. Bu nedenle ‘Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete’sözünün gerçekleşmesini istemiyorsak, alametten kurtulmalıyız” diyerek konuşmasını tamamladı.