Habur’dan 19 Ekim’de giriş yapan ve büyük törenlerle karşılanan 34 PKK’lının serbest bırakılması konusunda, Ahmet Türk ile İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın pazarlık yaptığını iddia eden KCK operasyonunda tutuklanan DEP eski Milletvekili Hatip Dicle, “Atalay, Türk’e ‘Müsteşarımı Diyarbakır’a gönderdim. Hakim ve savcılar ayarlandı, gelen PKK’lılar geldikleri gibi geçecekler’ dedi” şeklindeki sözlerine Bakan Atalay ise böyle bir [...]
Habur’dan 19 Ekim’de giriş yapan ve büyük törenlerle karşılanan 34 PKK’lının serbest bırakılması konusunda, Ahmet Türk ile İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın pazarlık yaptığını iddia eden KCK operasyonunda tutuklanan DEP eski Milletvekili Hatip Dicle, “Atalay, Türk’e ‘Müsteşarımı Diyarbakır’a gönderdim. Hakim ve savcılar ayarlandı, gelen PKK’lılar geldikleri gibi geçecekler’ dedi” şeklindeki sözlerine Bakan Atalay ise böyle bir ifade kullanmadığını söyledi.
Kapatılan DEP’in Diyarbakır eski Milletvekili Hatip Dicle’nin tutuklu olarak yargılandığı mahkemede, 35 yıldan bu yana legal alanda siyaset yaptığını ve son 35 yıl içinde yargının siyasallaştığını öne sürerken, bölücübaşı Abdullah Öcalan’ın çağrısı ile Kandil ve Mahmur’dan 34 PKK’lının gelişiyle ilgili şok bir iddiada bulunarak, “Türk’ün 15 Ekim 2009 tarihinde bir heyetle Beşir Atalay’ı ziyaret ettiğini ve Atalay’a ‘4 gün sonra Mahmur ve Kandil’den grupların geleceği, bunların tutuklanmayıp serbest bırakılması durumunda dağdan inişin hızlanacağı, dağa çıkışın da duracağını’ söylediğini ve Atalay’ın da ‘ ‘Konuyla ilgileniyorum. Müsteşarımı Diyarbakır’a gönderdim. Hakim ve savcılar ayarlandı, geldikleri gibi geçecekler’ dediğini açıklamıştı.
Hatip Dicle’nin tutuklandığı mahkemede verdiği ifadesindeki, ‘Kandil ve Mahmur Kampı’ndan gelen 34 PKK’lının Habur Sınır Kapısı’ndan geçişleri’ ile ilgili sözlerinin doğru olmadığını söyleyen İçişleri Bakanı Beşir Atalay, “Bana atfen verilen ifadeler doğru değildir. Benim böyle bir ifadem söz konusu olmamıştır. Habur’dan bir gurubun ülkemize giriş yapacağı bilgisinin bize ulaşması üzerine, gelişler sırasında herhangi bir yasa dışı eyleme meydan verilmemesi, huzuru ve güvenliği bozacak herhangi bir olaya sebebiyet verilmemesi konularında benim davetimle DTP’nin Genel Başkanı sayın Ahmet Türk ile görüştüm. Bu görüşmede iddia edildiği gibi, ‘Hakim ve savcılar ayarlandı, giriş yapacaklar geldikleri gibi geçecekler’ şeklinde bir ifadem kesinlikle söz konusu olmamıştır. İç güvenlikten sorumlu bir Bakan olarak Bakanlık Müsteşarı’nı güvenlikle ilgili konularda koordinasyonu sağlamak üzere görevlendirdim. Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Giriş yapanlarla ilgili tüm işlemler bağımsız yargı organlarının görev ve yetkileri dahilinde ve hukiki çerçevede gerçekleştirilmiştir. Bu konuda bakanlığımızın bir müdahalesi olmamıştır ve zaten olamaz da” şeklinde konuştu.