Buz Kaplı Göktaşı

Mars ve Jüpiter arasındaki yörüngede dolaşan kaya kütleleri arasında bulunan donmuş su kaplı bir göktaşının, denizlerle kaplı gezegenler ve güneş sisteminin geçmişini daha iyi anlamaya yardımcı olması bekleniyor.
Nature dergisinde yayımlanacak olan, ABD’nin Johns Hopkins ve Tennessee üniversitelerinin ortak araştırması, Havai’deki Mauna Kea volkanının zirvesinde yerleştirilen kızılötesi teleskop sayesinde 480 milyon kilometre incelendi
Göktaşının yansıttığı ışığın 3 [...]



Bu Habere Yorum Yapın






Reklam


Kategori;
Dünya, Teknoloji
Tarih;
30 Nisan, Cuma, 2010
Saat: 7:57 am
Okunma: 17
Yorum: 0 "Yorum Yap"
Bu Haberi Paylaşın;
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
+ Yazıyı Büyült | - Yazıyı Küçült

Mars ve Jüpiter arasındaki yörüngede dolaşan kaya kütleleri arasında bulunan donmuş su kaplı bir göktaşının, denizlerle kaplı gezegenler ve güneş sisteminin geçmişini daha iyi anlamaya yardımcı olması bekleniyor.

Nature dergisinde yayımlanacak olan, ABD’nin Johns Hopkins ve Tennessee üniversitelerinin ortak araştırması, Havai’deki Mauna Kea volkanının zirvesinde yerleştirilen kızılötesi teleskop sayesinde 480 milyon kilometre incelendi
Göktaşının yansıttığı ışığın 3 mikron civarındaki dalga boyunun, karbon temelli organik molekülleri içeren ince bir buz tabakasının varlığını işaret eden özelliğini bulan İki üniversitenin ekipleri, buz ve organik materyallerin 200 km uzunluğundaki göktaşının tüm yüzeyini kapladığı sonucunu çıkararak, makalelerinde, “24 Themis’in yüzeyinde çok miktarda buzun bulunmasının beklenmedik bir durum olduğunu, çünkü kayalık kütlelerden oluşan göktaşı kuşağının, ortalama eksi 70 ila eksi 120 derece arasında bir sıcaklık olsa bile buzun kalıcı şekilde muhafaza edilebilmesi için güneş’ten çok uzak olduğuna dikkat çektiler. Beklenen durumun ise, bu kadar uzakta buzun kuyruklu yıldızlardaki gibi buharlaşması” olduğunu açıkladı.

Bilim adamları, göktaşının yüzeyinin altında güneş sisteminin oluşumu tarihli bir donmuş su deposu olabileceğini ve bunun dıştaki buz tabakasını düzenli olarak besleyebileceğini belirterek, 1853′te keşfedilen bu göktaşında geçmişin tanığı buzun varlığının ortaya çıkarılmasının astronomi açısından, paleontologlar için yaşayan tarih öncesi bir balık bulunmasına eşdeğer bir durum olduğu yorumunu yaptı.

Astronomlar da, “böylece bir hidrojen izotopu olan deuterium bileşenine sahip denizlerin suyunun göktaşıyla aynı olup olmadığını bilmek daha kolay olacak” dedi.