Barack Obama’nın seçim kampanyasını yürüten David Plouffe, yürüttükleri kampanyanın ana unsurlarının insanlar ve teknolojilerin oluşturduğunu belirterek, “Bize oy verenlerin yüzde 20’si e-posta listesinde yer alıyordu” dedi.
İstanbul’da Turkcell Akademi’nin konuğu Online Pazarlama Teknikleri” ve “Kazanmak İçin Gereken Cesaret” konulu bir konferans veren Plouffe, Konuşmasında, mobil teknolojinin,internet ve e-postanın yürüttükleri kampanyanın merkezinde yer aldığını belirterek, insanlara [...]
Barack Obama’nın seçim kampanyasını yürüten David Plouffe, yürüttükleri kampanyanın ana unsurlarının insanlar ve teknolojilerin oluşturduğunu belirterek, “Bize oy verenlerin yüzde 20’si e-posta listesinde yer alıyordu” dedi.
İstanbul’da Turkcell Akademi’nin konuğu Online Pazarlama Teknikleri” ve “Kazanmak İçin Gereken Cesaret” konulu bir konferans veren Plouffe, Konuşmasında, mobil teknolojinin,internet ve e-postanın yürüttükleri kampanyanın merkezinde yer aldığını belirterek, insanlara dayalı bir kampanya yürütmelerinin arkasındaki esas unsurun insanların daha çok dostlarına, aile fertlerine ve meslektaşlarına güvenmeleri olduğunu, mobil iletişimle ulaştıkları çok sayıda kişinin de bu güven sayesinde yaygınlığı sağladığını açıkladı.
Plouffe, milyonlarca Amerikalı tarafından Kampanyalarda konuşulanların bilinebildiğini, sıradan kişilere internet ve e-posta yoluyla mesajların ulaşmasını sağladıklarını anlatarak, “Sonuçta birini yeni bir ürünü denemesine ikna etmenin en iyi yollarından biri sizin tanıdığınız biri vasıtasıyla anlatılmasıdır. Birşeyden kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, çevremizdekiler bahsederse ikna olmamız daha kolay olur” şeklinde açıklama yaptı.
Mobil cihazla insanlara ulaşmanın önemine işaret eden Plouffe, “İnsanlar ve teknolojiler biraraya geldi, kampanyamızın ana unsurlarını oluşturdu. 68 milyon kişi oy verdi. Bize oy verenlerin yüzde 20’si e-posta listesinde yer alıyordu. Kampanyada bunun etkisini gördük” şeklinde konuştu.
Plouffe, insanlara E-posta, SMS ve videoyla çok hızlı ulaştıklarını vurgulayarak, “e-postalarla gönderdiğimiz metin ve videoların etkisini karşılaştırdığımızda, videoların daha etkin olduğunu ve insanların bunları paylaşma yoluna gittiklerini gördük” dedi.
Plouffe, konuşmasını sürdürerek, “Bizim kampanyada teknolojik dünyayı kullanarak yaptığımız şey, birkaç yıl içinde bütün dünyayı esir alacak. ABD’de özellikle gençler gazete okumayı pek sevmez. Televizyon reytingleri de çok yüksek değil. Bizdeki başkanlık seçimde insanlar televizyonların başında değil, laptopların, bilgisayarların başında oturuyorlar. Facebook, Twitter’a giriyorlar ve gördüklerini, bildiklerini burada paylaşıyor.
30 milyon Amerikalıyla Barack Obama arasında bir ilişki kurduk. Bu kişiler Obama’nın kampanyasına inandı. Kendisinin telefonla insanlara ulaşmak gibi zorunluluğu yoktu. Ama yaptı. Obama onlara ‘bu benim değil, bizim kampanyamız’ dedi. Teknolojiyi kullandı. Bana internet olmasaydı Obama başkan olabilir miydi?’ diye soruyorlar. Barack Obama, çok başarılı ve iyi bir iletişimci, ancak internet olmasaydı Başkan seçilebilir miydi bilmiyorum” diye konuştu.